Blog

Veloturk Gran Fondo Erciyes

Erciyes yarış tarihi belli olur olmaz yarış listeme aldığım bir yarıştı, geçen yıl Gran Fondo Kapadokya’ya katılanların yarış raporlarını okuyup hikâyelerini dinlediğimde başıma geleceklerden çok korkuyordum ama bir şekilde de kendimi orada olmayı hayal etmekten alıkoyamıyordum.

Amatör bisikletçiler için düşünülen yarış Veloturk’ün ön ayak olması ile, Salcano Bisiklet Festivali kapsamında Argeus Turizm organizasyonu ile gerçekleşti. Geçen yıl Kapadokya adı ile, Ürgüp’ten başlayarak Erciyes dağına çıkılan yarış, bu yıl Kayseri’den başlayarak Develi ilçesi üzerinden Erciyes dağı güzergahında ve Gran Fondo Erciyes adı ile düzenlendi.

Team Kemer

Team Kemer

Yarış Sabahı

Sabah bisikletimin son kontrollerini yapıp, yiyecek planlamamı son kez gözden geçirip aşağıya indiğimde elim ayağım titriyordu. Yanıma içlerine elektrolit tableti konmuş biri 750ml’lik diğeri 500ml’lik iki matara 3 bar ve 3 jel aldım.

Yarışta Team Kemer ile hareket edecektim, yarış stratejim ise Yüksel abinin arkasından ayrılmamak, kendimi ne kadar güçlü hissedersem hissedeyim hızlanmayıp, onların temposunda kalmak ekibin içindeki yerimi korumaktı.

Anın Keyfini Çıkar

Otelden yarış alanına bisiklete binerek geldiğimizde yarış alanında inanılmaz güzel bir atmosfer vardı, ortalarda yerimizi alıp yarışın başlamasını beklemeye başladık, güzel müzikler ve güzel insanlar ile bir yarım saat bekleyince ben epey sakinledim, kendimi akışa bırakacaktım. Ne öncesi ne de sonrası,  sadece ve sadece anı yaşayacaktım, kararımı vermiştim.

Başlıyoruz

Yarış nötr start olarak verildi, önden bir araba sakin sakin hareket ediyordu yol genişlediğinde ekipler yerlerine geçtiğinde yarış hızlanmaya başladı. Erdinç, Soner, Ufuk, Tayfun, Fatih, Yüksel abi ile bütün Team Kemer birlikte hareket etmeye başladık. Benim de keyfim yerine geldi, zaten ne zaman bisiklete binsem keyfim yerine gelir.

Yüksel Kılıç - Ayşin Özer Başkır

Yüksel Kılıç – Ayşin Özer Başkır

Başta tempo çok yüksek değildi. Isındıktan sonra yavaş yavaş yükseltecektik. Bu nedenle kontrollü başlamıştık. Yarışın yaklaşık 8. kilometresinde şehirden çıkarken, yokuş aşağı inişte, zemin çok bozuktu ve o sarsıntı da Yüksel abinin matarası düştü. Tam yerimizi almış giderken durup matarayı almak zorunda kaldık, bu sırada arkadaki gruplar gelip bizi geçti. Tekrar hareket edip yokuş çıkmaya başladığımızda yarıştaki yerimizi tekrar almıştık. 14. km civarındaki virajlı inişleri de atlatınca ben iyice rahatlamıştım, ilk su istasyonunu durmadan geçince grubumuz 4 kişi kalmıştı. Erdinç, Yüksel abi Tayfun ve ben. Erdinç en önde, arkasında Yüksel abi, onun arkasında Tayfun büyük bir disiplinle ikinci su istasyonuna kadar geldik.

Burada ufak bir mola verip sularımızı doldurup yemeğimizi yiyip tekrar yola koyulduk. Nabız normalden yüksekti, ilk defa bisiklette tempoya bacak kaslarım dayanırken nefesim yetmiyordu. Deniz seviyesinde yaşayan biri olarak, 1000m’nin üzerinde pedal basıyor olmanın etkisi olarak düşündüm. Hava ne sıcak ne de soğuktu.

Ortam yer gök öyle güzeldi ki hep şükrederek gittim, aynı zamanda bu güçte olduğum için, böyle bir işe kalkıştığım için!

Yarış öncesi korku yerini mutluluğa bırakmıştı, sağlı sollu kabak tarlalarının arasından geçerken mis gibi dağ kokusunu içimize çekerken “iyi ki cesaret edip gelmişim” diyordum içimden.

Erdinç yol boyunca hep önden gidip bizi çekti. Öyle güzel bir tempo oluşturmuştuk ki, hep birilerini geçiyorduk ama kimse gelip bizi geçmiyordu. Geçtiğimiz kişileri de gruba davet edip hep beraber çeviriyorduk. Bu durum 69.km’ye kadar devam etti. Kısa parkurda yarışanlardan ayrıldık, Erciyes’in zirvesine doğru yolumuza devam ettik.

Beslenmek için durmadık, ikinci noktadan aldığımız sular da yetmişti. Hafif rüzgâr çıkmış, yol da hafif düzleşmişti. Tempoyu biraz daha yükselterek devam ettik. İlerledikçe öndeki ekipleri yakalıyorduk, yakalamanın coşkusuyla tempo biraz daha artıyordu.

Önümüzde kadınlardan, performansını bildiğim Esin ve Ayşegül’ün olduğunu tahmin ediyordum. 99.km’ye geldiğimizde Ayşegül’ü istasyonda gördüm. Yanımda yeterli su vardı. Bu benim için bir fırsattı, farkı açabilirdim. 4. istasyonda hiç durmayıp devam ettim. Böylece ekipten ayrılmış tek kalmıştım. Zaten bizim ekipte 99. km’ye kadar birlikte gelip yokuşların başladığı bitişe giden son 16km’yi herkes kendi temposunda çıkacak diye anlaşmıştı.

img_3494

Bitiş Çizgisine Varırken

Son 16km ve Rampalar

Rakibi görünce hızımı arttırıp onu bırakmamaya çalıştım, yokuş çıkarken rekabet etmek hem de sıcakta hiç kolay olmadı. Nabzım çok yükselip sürdürülebilir olmaktan çıkınca Ayşegül’ü takip etmeyi bıraktım, o da yavaş yavaş arayı açtı. Benim için yarış bu son 16km de başlamıştı. Tek hedefim vardı, o da 8km sonraki su istasyonuna biran önce varmak!

Çok susamıştım suyum da bitmişti, bir de dalağım şişti, her hareketimde ağrıyordu. Acılarımı unutup kendimi motive edecek şeyler düşünmeye çalıştım. Tempom bir hayli düşmüştü ama en azından durmuyordum. Son su istasyonuna gelince duraklayarak bol bol su içtim, mataramı doldurdum ve hareket ettim. O kadar su içince de hareket etmek kolay olmadı. İstasyondaki çocuk 5km sonra iniş var demişti, böylece bir kısa hedef daha koydum 5km.

 

Son 5km

Bu 5km’yi giderken arkadan Yüksel abi yetişti. Öyle iyi geldi ki onun bana yetişmesi, yine sohbet ederek ilerlemeye başladık. 5km bitince iniş başladı, son 2km ve bitiş çizgisindeyiz!

2 kilometre çok keyifliydi, bitiş çizgisine gelirken Yüksel abi jest yapmış takın altından önce benim geçmemi sağlamıştı. Yarış bittiğinde 4 saat 46 dakikalık zamanım ile genel klasmanda 3.kadın olduğumu söylediler. Esin 15 dakika, Ayşegül ise 5 dk önümde bitirmişti. Yarışa katılan 200 kişi arasında 89.olmak 8 kadın arasından da 3. olmak beni çok mutlu etti. Düşmeden bir bitirsem derken üçüncü olarak bitirmiştim. Bu başarıda en büyük rol 99. kilometreye kadar birlikçe çevirdiğimiz gruba aitti. Şimdi bisiklet yarışında takım olmanın önemini daha iyi anlıyorum . Team Kemer olmasa bu başarı olur muydu bilemiyorum! Bizi sürekli çeken Erdinç’e, eğlenceli sohbeti ve tecrübesi ile bizi motive eden Yüksel abiye, Tayfun’a ayrıca teşekkür! Bu yarış sizlerle güzel oldu.

Veloturk ‘Bir Çocuk Gülerse Dünya Güler’

Amatör yol bisikleti Gran Fondo yarışları hayatımıza geçen sene itibari ile Veloturk’ün ‘Bir çocuk gülerse dünya güler’ sloganı ile başlattığı sosyal sorumluluk projesi ile girdi. Veloturk kimdir nedir necidir derseniz veloturk.com sayfasından detaylı inceleyebilirsiniz, kısaca 5 amatör bisiklet sevdalısı arkadaşın bir araya gelerek oluşturduğu bir sosyal sorumluluk projesi 2014 yılından beri hem yurt dışındaki Gran Fondo yarışlarına takım olarak katılarak fon yaratıyorlar, hem de bu tarz yarışlar düzenlenmesine ön ayak oluyorlar. Gran Fondo amatör bisikletçilere açık, uzun mesafe yarışlarına verilen bir isim. Veloturk Gran Fondo yarışları ile hedeflenen, elde edilen tüm gelirler ile ihtiyaç sahibi çocuklara bisiklet almak. Öyle güzel düşünülmüş ince ince işlenmiş bir proje ki hayran olamamak mümkün değil. Bir bisiklete sahip olup, ayakları yerden kesilen, rüzgar gibi uçan çocukların gözünün içi güler, dünyalar onun olur, hayatı boyunca da unutulmaz o ilk bisiklet. 2000 çocuğa 2000 bisiklet kampanyasına bir desteğimiz olabildi ise ne mutlu bize.

Veloturk Gran Fondo Erciyes Genel Kasman Kadınlar Kürsüsü

Veloturk Gran Fondo Erciyes Genel Kasman Kadınlar Kürsüsü

Veloturk Gran Fondo Erciyes
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top