Yol Bisikleti Yarışları

Olimpiyat Sonrası Ahmet Örken ile Röportaj

Ahmet Örken ve Onur Balkan, 2016 Olimpiyat Oyunları’nda Rio da Janeiro’da ülkemizi başları dik, alınları açık bir şekilde temsil ettiler. Kimsenin, “tebrikler!”den başka diyecek bir şeyi olamaz – hele Örken’in yol yarışında geçirdiği feci kazadan 4 gün sonra zamana karşıda yarışabilmiş olmasının olağanüstülüğü düşünüldüğünde.

Lakin şu da bir gerçek ki Turkiye, Rio olimpiyat oyunlarında bisiklette bir defa daha “yarış bitirme” ile yetindi.

Aşağıda Ahmet Örken ile Rio dönüşü yaptığımız kısa bir söyleşiyi okuyabilirsiniz. Akabinde kısa bir değerlendirme yazısı da mevcut.

Ahmet Örken ve Torku hikayesi hakkında sayfada üç tane güzel yazı var:

Örken’in Rio’daki zamana karşı yarışı hakkında detaylı teknik değerlendirmeyi de mutlaka okuyun: Zamana Karşı Yarışında Ahmet Örken İlk 30’a Girebilir miydi?

Ahmet Örken, Rio'da (fotoğraf: Ahmet Örken)

Ahmet Örken, Rio’da (fotoğraf: Ahmet Örken)

Yarışa Hazırlık Süreci

Rio’dan önce Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’na da katıldım, ondan öncesi Mersin Turu vardı Türkiye’de. Daha sonrasında Romanya ve Sırbistan Türü’na katıldım, sonra Rio’ya gittik. Hazırlık süreci iyiydi, ben kendimi hazır hissediyordum, zaten normalde Cumhurbaşkanlığı Turu’ndan sonra ara veriyorduk, ben hiç ara vermeden antrenmanlara devam ettim. O yüzden performansım geçen yıllara göre bayağı iyiydi.

Rio Süreci

Rio’da teknik ekip olarak Suat Tolgay geldi antrenör olarak. Masörümüz Akın Kılıç vardı, mekanisyen de Ekrem Saçak. Rio’da iyiydik ama kaza yaptıktan sonra…

En büyük hedefim öncelikle yarışı bitirmekti. Daha sonrasında kendimi nasıl hissettiğime bağlıydı. Çünkü 140 kişi start aldı, 60 kişi tamamlayabildi yarışı.

Kaza Nasıl Oldu?

Çok sert bir çıkış, sonrasında da inişi vardı. %15 civarındaydı inişteki eğim. Hızımız bayağı yüksekti, çok virajlı bir yol olmadığı için grup çok hızlı geçti. İnişin hemen ardından parke taşa geçiyordu yol. Elciklerin üzerinden tutuyordum iniş esnasında. Parke yola geçince sert bir taşa denk geldi, o anda gidon aşağı kaydı. Hızımız çok yüksekti, 60-65’ti arnavut kaldırımına girdiğimizde.

Tam hatırlamıyorum, ne oldu bilmiyorum. Gidonun aşağı düştüğünü hissettim, aman dedim toparladım, ama bir anda takla attım, kendimi yerde buldum, kalktığımda ambulansın içindeydim, oraları hatırlıyorum tam olarak. Orada düşen bir tek ben vardım, başka düşen olmadı. Toplu bir kaza olsa anlayabilirim ama orada düşen sadece benim. Birkaç gün önce de kullanıp test etmiştik ama ben de anlamadım.

Yol Yarışından Zamana Karşı Yarışa Geçen Süreç

En büyük tesellim kırık çıkık olmaması. Öyle olsa uzun süre bisiklete binemeyecektim. Zaten ambulansa bindikten sonrasını hatırlıyorum, o anda neler oldu hayal meyal aklıma geliyor.

Yol bisikleti yarısıyla zamana karşı arasında 4 gün vardı. Oradaki Türk doktorlar kontrol etti, yaraların haricinde kemiklerde bir sorun olmadığını söylediler. Her gün pansumanlarımı yapıyorlardı, sürekli ilgilendiler. Antibiyotik kullanmam gerekiyordu yaraların mikrop kapmaması için, ağrı kesiciler de kullandım. Kontrolün ardından sadece kırık çıkık değil ama takladan dolayı sağ tarafım komple şişti, morarmıştı sırtımın yarısı. O gece zaten birkaç saat uyuyabilmişimdir, çok ağır bir düşme geçirdiğim için.

Korktuğum şeydi: kötü bir sonuç elde edersem ne gibi bir tepki alırım? Tam olarak gücümü yansıtamayacağımı biliyordum ama gelen mesajlara baktığım zaman yarışmam gerektiğini hissettim, birçok olumlu mesaj geldi, seninle gurur duyuyoruz diye. O mesajlarla ne olursa oldun yarışmam gerektiğini düşündüm. Olimpiyatlardasın, herkes katılamıyor, 4 yılda bir yapılıyor, yarışmaya hak kazanmışsın, yarışmamak çok üzücü olurdu, içimde de kalırdı, hep bir soru işareti olacaktı.

Ahmet Örken, Rio'da zamana karşı yarışa hazırlanırken (fotoğraf: Ahmet Örken)

Ahmet Örken, Rio’da zamana karşı yarışa hazırlanırken (fotoğraf: Ahmet Örken)

Zamana Karşı Yarış

Yokuşlu bir parkurdu zaten, illaki daha iyi olabilirdi ama ben elimdekilerle en iyisini yapmak için mücadele ettim. Bisikletimde çok büyük bir problem yoktu ama formam, ayakkabı kılıfıdır vs onlar eksikti. Bize de onlar verildiği için onları kullandık.

Kürsüye Çıkanlardan Ne Farkın Var?

Ekip olarak daha profesyoneller. Sürekli bir çok yarışa katılıyorlar. Üst seviye yarışlar onların teknik ekiplerine de tecrübe kazandırıyor, gerçekten tam teşekküllü ekiplerle orada bulundular. Çoğu olimpiyat köyünde kalmadı, otellerde kaldılar, burada görmedik çoğunu.
Daha çok yarışa gidilebilirdi, veya bu yıl olimpiyat yılıydı ben daha yoğun geçer diye düşünmüştüm ama milli takımımızın pek bir programı olmadı. Sadece 2 kamp yaptık, kampın biri Belçika’da yapıldı, orada 2 yarış koştuk milli takımla, sonra da Alanya’da olimpiyattan önce kampa yaptık.

Türkiye Turu WorldTour oldu – Torku Şeker devam ediyor mu?

Takım olarak şu anda devam ediyor aynı seviyede. Ama seneye ne olur bilmiyorum. Haberi Rio’da aldım, kulüpteki kimseyle görüşmedim WorldTour’a çıktıktan sonra.

Bir Pro Continental takım olması gerekiyor, zaten olmadığı takdirde Türk takımı Cumhurbaşkanlığı Turu’nda yarışamayacak. Milli takımın girme ihtimali var ama ne kadar hoş olur bilemiyorum. Ben inanıyorum ki çalışmalar olacak, bakalım ne göreceğiz.

Tokyo 2020

Açıkçası Tokyo’da podyuma yakın olmayı isterim tabii ki ama o süreçte 4 yılımız var. O süreçte neler yapılır, nasıl olur. Bir Pro Continental takım kurulduğu zaman inanıyorum ki oradaki sporcularla eşdeğer yarışabileceğiz.

Velodrom’da Madalya Mümkün mü?

Açıkçası velodrom’da madalyaya ulaşmamız daha kolay. Yol bisikletinde 150 kişinin arasından birinci olman gerekiyor, velodrom’da daha az. Ayrıca içerisinde bir çok branş var, onlardan birinde olmazsa birinde madalya alabilirsin, madalyaya daha yakınız velodrom’da.

Değerlendirme

Bir spor dalında hissedilir bir başarıya ulaşmanın, düzenli bir politika geliştirildiği takdirde 10, bilemediniz 15 yıldan fazla sürmemesi gerek. Bizde bu sürecin başı Bisiklet Federasyonu’nun özerkleştiği 2007 yılı demek yanlış olmaz.

Bu yıl 52.si düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 2008’de 2.1, 2010’da da HC sınıfına çıktı ve son defa Türk milli takımının yarıştığı tur oldu. Genelde ülkede bu seviyede bir yarış organizasyonunun, bir çarpan görevi görmesi, milli takımdan bayrağı devralacak yerel kulüp sayısını çoğaltması, spora ilgi ve başarıyı arttırması beklenir.

2008 Pekin’de dağ bisikleti dalında gayet başarılı pedal basan (Bilal 50 kişide 35. bitirdi) Bilal Akgül’den sonra yol bisikletinde 1972’den beri ilk defa dört yıl önce 3 bisikletçi ile (Miraç Kal, Kemal Küçükbay, Ahmet Akdilek) Londra olimpiyatına gittik. Yol yarışında sadece Ahmet Akdilek yarışı bitirdi, zaman limiti nedeniyle gerçek manada dereceye giremese de sıralamada 144 sporcu içinden 115. oldu. Zamana karşıda da yarışan Ahmet Akdilek, yarışı 37. ve son sırada bitirdi.

Bu yıl, Rio’ya 2 bisikletçi ile gidilebildik. Ahmet Örken ve Onur Balkan, yol bisikleti yarışını kaza nedeniyle bitiremediler. Örken, zamana karşı yarışta 34. ve sondan ikinci oldu.

Sonuç itibariyle Türkiye’de neredeyse 10 yıldır özerk bir federasyon, 7 yıldır da dünya çapında bir bisiklet yarışı var. Fakat gel gelelim yukarıdaki yarış sonuçları, hala bir Pro Continental takımın olmayışı, kulüpsüzlük gösteriyor ki bu iki etken Türkiye’de bisiklet sporunu bulunduğu yerden sıçratmaya yetmiyor. Londra 2012’deki performansımız ile Rio 2016’daki performansımız arasında hiçbir gelişme yok.

Ahmet Örken henüz 23 yaşında. Tokyo 2020 oyunları geldiğinde, performansının doruğunda olacak. Ancak asıl sorun, Ahmet Örken’in Tokyo’ya gidip gitmemesi ve Türkiye’nin bir defa daha bisiklet dalında olimpiyatta temsil edilmeyi başarması değil. Asıl sorun, Ahmet Örken’i Tokyo’da Rio’daki performansının katbekat üstüne çıkartacak bir sisteminin oluşup oluşmayacağı.

Olimpiyat Sonrası Ahmet Örken ile Röportaj
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top