Olimpik Türk

En Çok Doping Yapan Ülkeler Listesi – Türkiye Kaçıncı?

Bir süredir yapmak istediğim bir şeye bu hafta fırsat buldum. Mert Yaşar’ın Twitter’da dikkat çektiği, Sarper Günsal’ın benim de katıldığım üzere “ısmarlama” olarak nitelediği, Hürriyet’te yayınlanan bir makale de vesile oldu.

Gerek medyada, gerekse WADA’nın Rus atletizmini çarmıha gerdiği Bağımsız Komisyon raporunda gösterilen aşağıdaki grafikte Türkiye’nin 2013 yılında atletizmde dopingden dünyada en fazla yakalanan ülke olduğu gözüküyor (Raporu okumayanlar için Mert Yaşar’ın blogunda çok güzel bir özet mevcut).

WADA’nın 2013 yılı dopingle mücadele kural ihlali raporunda (PDF) çok detaylı bir şekilde ülkeler temelinde bir listelendirme mevcut. Bu listelendirmeyi esas alarak birkaç basit grafik hazırladım.

Olimpik Sporlarda Türkiye 2013’te En Çok Dopingden Yakalanan 2. Ülke

Rusya’nın 153 kural ihlaline karşın, Türkiye 140 kural ihlali ile 2. sırada.

Olimpik Olmayan Sporlarda Türkiye 2013’te En Çok Dopingden Yakalanan 3. Ülke

Rusya (53 bulgu), Belçika (49 bulgu) arkasından 48 bulgu ile Türkiye geliyor. Olimpik olmayan sporlar denince, en çok kural ihlaline vücut geliştirmede rastlanıyor. Belçika’nın 49 pozitif bulgusunun 36’sı, Türkiye’nin 48 pozitif bulgusunun 40’i vücut geliştirmede. Rusya’da bu sınıfta ana sorun “powerlifting”.

Toplam Sporda Türkiye 2013’te En Çok Dopingden Yakalanan 2. Ülke

Yukarıdaki iki grafiğin toplamına gelince… Türkiye 2013 yılında Rusya’nın (206) hemen arkasından toplam 188 pozitif bulgu dünyada en fazla doping kural ihlali yapılan ülke olmuş.

Kafa Başı Doping İstatistikleri

Churchill’in çok sevdiğim ve zamanında Türkiye’yi “2 kişiden birinin tenis oynayıp yüzdüğü ülke” olarak göstermeyi sağlayan “I only believe in statistics that I doctored myself” lafı uyarınca bir de kelle başına (1 milyon nüfus) doping rakamlarına bakayım dedim. Burada “züğürt tesellisi” kabilinden bir manzara çıktı. Türkiye burada 1 milyon nüfusa yaklaşık 2.5 kural ihlali ile dünyada 17. sırada yer alıyor.

Yukarıdaki Churchill lafının muzipliği bir kenara, doping istatistiklerine bu şekilde (ya da lisanslı sporcu temel alınarak) bakmak da mantıklı. Bu bakış açısına göre İsviçre gibi bir ülkede doping kullanımı, Türkiye kadar yaygın denebilir. Merak edenler için, 12.3 milyon nüfuslu İzlanda’da 2013 yılında 4 doping kural ihlali olmuş: basketbol, bowling, dans sporu ve judoda.

Türkiye’de En Çok Hangi Sporda Doping Yapılıyor?

Aşağıdaki çizelge Türkiye’de sorunlu olimpik ve olimpik olmayan sporlar hakkında bir fikir veriyor. Tahmin edileceği üzere bunlar atletizm, halter ve güreş. Olimpik olmayan dallarda ise olimpik halter ile yarışan vücut geliştirme harici sualtı sporlarında 4 tane, bilek güreşi gibi bir dalda dahi 3 tane kural ihlali olması dopingin ne kadar “tabana yayıldığına” işaret.

Hürriyet’te Yayınlanan Garip “Haber”

Baştaki yazıya da vesile olan habere dönelim. Hürriyet’te yayınlanan haberin kaynağı belirtilmemiş. Google’da aratınca Fanatik, SporX ve Milliyet’te de yayınlandığı görülüyor. SporX’te kaynak olarak Doğan Haber Ajansı gösterilmiş.
Haber, fazlasıyla gayriciddi ve kötü bir halkla ilişkiler ajansına para verilerek (ya da DHA’ya) yazdırılmış izlenimi uyandıran dilini bir kenara bırakıp rakamlara bakalım:
2013 yılı sonunda ve 2014 yılı ilk altı ayında futbolda 2, branş sporlarında ise 69 dopingli sporcu çıktı. Toplam olarak futbolda, 1.370, branş sporlarından ise 2.837 test alınmış oldu. Geçmişe göre dopingle mücadelede, bakanlık %1.69 oranla doping oranını düşürmüş oldu
Yukarıdaki rakamlar 2014 yılının ilk 6 ayında toplam 4.207 numune toplantığını ve bunlardan 71 tanesinin doping kural ihlali ile sonuçlandığını, ortalama yakalama seviyesinin ise %1.69 olduğunu gösteriyor. Ne kadar gerçekçi?
Futbolda dopingle mücadelenin kalitesi hakkında bu sayfada “Türkiye Futbol Federasyonu ve Doping” diye bir yazı var. Yazıda, yukarıdaki 2/1.370 oranını neden ciddiye almamak gerektiğini göstermeye çalışmıştım.
Geriye 2.837 numunede çıkan 69 pozitif bulgu var, bu da 2014’un ilk 6 ayı için %2.4’lük bir ihlal oranı demek. Bu oran gerçekçi. Zaten WADA’nın açıkladığı 2014 doping istatistiklerinden de biliyoruz ki 2014’te Türkiye’nin pozitif bulgu oranı %2.7, bakınız aşağıdaki grafik.

Haberde 2015 yılı için belirtilen %0.63 rakamı da aynı ölçüde gerçekçi değil. Futbol harici 4.375 numune alınmış, 49 pozitif bulgu var, %1.1 yapar.
Bu %1.1 oranı, yukarıdaki grafikte en çok numune toplayan 20 ülkenin ortalama “aykırı bulgu” oranına (kırmızı noktaların ortalaması) eşit. Yani haberde “sert kararlarla… Türkiye karnesini pekiyiye çevirmiş oldu” diye şişirilen değer aslında dünya ortalaması.
Dolayısıyla “en nihayetinde ortalamaya geldik” diye dudak kıvırmak mümkün. Lakin şahsi görüşüm, dopingle bizzat mücadele eden saha ekibinin hakkını teslim etmek için dahi olsa, bu değeri geçmiş yıllardaki felaket tabloları ile mukayese edip “iyileşme” görmek gerektiği.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top