Olimpik Türk

Aslı Çakır Alptekin, IAAF ve Gamze Bulut

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belliydi. Dün Londra 2012 Olimpiyatı’nda kadınlar 1500m’de altın madalya kazanan milli atlet Aslı Çakır Alptekin’in Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi’nde (CAS) görüşülmekte olan davası sonuçlandı ve Aslı Çakır Alptekin kan dopingi nedeniyle 8 yıl hak mahrumiyetine mahkum oldu. Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

21 Ağustos 2015 ek: Aslı Çakır Alptekin’in yaptığı yazılı açıklamada maalesef mevcut olan tutarsızlıkları sayfanın sonunda okuyabilirsiniz.

Olayı takip edenler için Alptekin’in mahkumiyeti bir sürpriz olmadı. Bu blogda da muhtelif kereler konuya değindim, hatta IAAF ile bir yazışmam bile var. Duruma biraz perspektif katması açısından çok önem verdiğim bir metin Asli Çakır Alptekin’in TBMM Doping Komisyonu’nun raporundaki ifadesi.

Aslı Çakır Alptekin – IAAF Kronoloji: 1.5 Yıllık Süreç

Yeni WADA yönetmeliği ile uzayan ceza süreleri sayesinde 8 yıl ceza alan Alptekin’in bu noktaya gelişinin kronolojisi önemli. Alptekin’in doping bulgusundan cezaya giden hikayesi, Türkiye Atletizm Federasyonu adam gibi iş yapan bir federasyon olsa 2 ay içinde, Aralık 2013’te sonlanabilecekken tamı tamına 1.5 yıl sürüyor. Özetle:

  • 10 Ocak 2013’te Uluslararası Atletizm Federasyonu (IAAF), Alptekin’e 29 Temmuz 2010-17 Ekim 2012 tarihleri arasında biyolojik pasaportundaki aykırı değerler nedeniyle ceza veriyor.
  • Neredeyse 1 yıl sonra, 19 Aralık 2013’te Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) disiplin kurulu oybirliği ile “Aslı Çakır Alptekin’e ceza verecek bir durum olmadığı”na ve IAAF’in sunduğu biyolojik pasaport değerlerinin doping ifade etmediğine karar veriyor.
  • IAAF haliyle bu kararı doğru bulmuyor, ne de olsa elde biyolojik pasaport verileri var. Alptekin’in 2004’ten sonra bu ikinci doping vakası olması nedeniyle ömür boyu spordan men cezası alması gerektiğini belirtiyor.
  • 12 Şubat 2014’te, yani TAF’ın cevabından 2 ay bile geçmeden IAAF Uluslararası Spor Tahkim mahkemesi CAS’a başvuruyor ve Aslı Çakır Alptekin’in ikinci defa dopingden yakalandığını, ömür boyu spordan men cezası alması ve mevzubahis tarihler arasındaki derecelerinin silinmesi gerektiğini, TAF’ın bu cezayı vermeyi reddettiğini belirtiyor.
  • 6 Mart 2014’te Aslı Çakır Alptekin, Britanyalı avukat Philippe Sands’i temsilci seçiyor, IAAF önce itiraz ediyor, fakat en nihayetinde kabul ediliyor.
  • 12 Mayıs 2014’te CAS davayı görecek heyeti belirliyor.
  • Mayıs-Haziran 2014’te taraflar dosyalarını sunuyorlar, Aslı Çakır Alptekin tarafı biraz gecikmeli olarak.
  • 9 Temmuz 2014’te IAAF nihai gerekçelerini sunuyor.
  • Arada başka gelgitler oluyor, Alptekin avukatını değiştiriyor. 15 Aralık 2014’te Türk tarafı kısaca şu ifadeyi veriyor: “kan dopingi yapmadık, değerlerdeki anormallikler yüksek irtifada antrenman ya da yüksek irtifa canlandırması veyahut tıbbi sorunlar gibi muhtelif nedenlerden olabilir.”
  • Davada gecikmeler var. 17 Mart 2015’te CAS taraflara 2 Haziran 2015’te bir duruşma tarihi belirlendiğini bildiriyor. Anlaşılan TAF/Alptekin tarafı burada artık yolun sonuna geldiklerini idrak ediyorlar.
  • 27 Nisan 2015’te IAAF, Aslı Çakır Alptekin ile yeni bir duruşma takvimi hakkında anlaştıklarını ve Alptekin’in iki yeni tanık ifadesi getireceğini belirtiyor. Türk tarafı gene ayak sürüyor, fakat bir uyarıdan sonra 26 Mayıs 2015’te Dr Ahmet Karadağ’ın demecini veriyor (Karadağ, 2013’te atletizm federasyonu başkanlığına aday olmuş
  • 29 Mayıs 2015’te taraflar CAS’a bir anlaşmaya vardıklarını ve 2 Haziran’daki duruşmaya lüzum kalmadığını bildiriyorlar.
  • 17 Haziran 2015’te taraflar CAS’a imzalı anlaşma metnini sunuyorlar.
  • Anlaşma metninde belirttiğine göre Alptekin’in biyolojik pasaportundaki değerler üç ayrı uzman tarafından anormal ve kan dopingi sonucu olarak nitelendirilmişler. IAAF önce Aslı Çakır Alptekin için ömür boyu men cezası talep etmiş, fakat daha sonra 1 Ocak 2015’ten itibaren yürürlüğe giren yeni WADA yönetmeliğine dayanarak 8 yıl cezada anlaşılmış. Alptekin’in cezası 9 Ocak 2021’de son bulacak.
    Aşağıdaki listede Aslı Çakır Alptekin’in silinecek dereceleri, geri verilecek madalyaları ve IAAF’e ödemesi gereken ödül parası var. Elbette teoride Spor Genel Müdürlüğü Alptekin’e verdiği paraları da geri istemeli.

    Sırada Gamze Bulut mu var?

    Aslı Çakır Alptekin’in cezaları bir kenara, dereceleri alındıktan sonra Londra 2012 olimpiyatındaki 1500m sıralaması birer basamak yükselecek, yani Gamze Bulut, olimpiyat altını sahibi olacak (mi acaba?)
    Aslı Çakır Alptekin’in ötesinde olayın vehametini anlamak için sıralamadaki isimlere bakmak yeterli. Şimdi üçüncü sıraya yükselecek olan Tatyana Tomashova zaten 2008’de ceza almış, şimdi de ay sonunda Çin’de düzenlenecek olan atletizm dünya şampiyonası kadrosundan çıkarılmış , çünkü muhtemelen yeni gelen dalgada dopingli çıkacak (bkz aşağısı) 20 Ağustos ek: (Tomashova, IAAF’in Pekin için yayınladığı çıkış listelerine dahil). IAAF’in cezalı sporcular listesine göre, yedinci sıradan altıncılığa yükselecek Natalia Kareiva 2014’te ceza aldı, 2 yıl yok. Dokuzunculuktan sekizinciliğe çıkacak Ekaterina Kostetskaya 2013’te ceza aldı, 2 yıl yok.

    Gelelim şimdi olimpiyat altını alması gereken Gamze Bulut’a. Bundan bir hafta önce Bulut’un atletizmi bırakacağı dedikodusu peyda oldu. Bulut’un IAAF tarafından takibe alındığı geçen yıl açıklanmıştı.
    Şimdi ortaya çıktığına göre IAAF’in veri bankasında 52 Türk atlet (bkz aşağısı) anormal kan değeri gösteriyor. Bu 52 Türk atletin arasında muhtemelen geçtiğimiz hafta IAAF’in 2005-2007 arasında toplanmış numuneleri tekrar test ettirmesi sonucunda pozitif bulguya ulaşılan Elvan Abeylegesse de var. Bu grupta Gamze Bulut’un da olması durumunda olimpiyatta atletizmde kazandığımız ilk altın madalyaya veda etme zamanı gelmiş demektir.
    İşin acısı, bundan tam 1 hafta önce Gamze Bulut’un attığı tweet, olimpiyat madalyasını göstererek, “tarihi kimse değiştiremez” deyişi, sanki bir şeyler söylemek ister gibi…

    Son Dönemdeki En Büyük IAAF Doping Skandalı

    Ay başında Alman devlet televizyonu ARD müthiş bir araştırmacı gazeteciliğe imza attı. Belgeseli çeken gazeteci Hajo Seppelt’in geçen yıl sadece Rusya’da doping üzerine çekilmiş bir röportajı var. Bu belgesel sonrasında aralarında IAAF başkanı Lamine Diack’ın oğlu Papa Massata Diack’ın da bulunduğu (salt bu bile IAAF’in Dingo’nun ahırına yaklaştığına dalalet) önemli IAAF yöneticileri görevlerinden ayrıldılar.
    Bu yeni belgeselde Seppelt kendisine ulaştırılan ve 5.000 atletin 12.000 kan testi sonucunu içeren bir IAAF veribankasından hareketle diğer ülkelerde neler olabileceğini irdeliyor. Bir saatinizi ayırıp bu programı mutlaka seyredin (Aşağıdaki Youtube çalışmazsa ARD bağlantısı)


    52 Türk atletin kan değerleri anormal
    Seppelt’in programda gittiği ikinci ülke Kenya. Fakat verileri paylaştığı Sunday Times’in verdiği liste daha uzun. Gazetenin verdiği bilgiye göre göre Seppelt’e ulaştırılan IAAF veri bankasında 415 Rus, 102 Ukraynalı, 82 Faslı, 81 İspanyol, 77 Kenyalı, 52 Türk, 42 Yunan, 42 Beyaz Rus, 32 Romen, 32 Portekizli, 32 Amerikalı ve 12 Britanyalı atletin kan değerleri anormal.
    Belgeselde her 7 atletten birinın değerinin anormal olduğunun altı çiziliyor. Lance Armstrong skandalından da yakından tanıdığımız Avustralyalı fizyolojist ve kan dopingi uzmanı Michael Ashenden de Seppelt’in verileri değerlendirmesi için irtibata geçtiği isimlerden. Hem Ashenden, hem diğer uzman Robin Parisotto da bu seviyede kan (hematokrit) değerlerini ilk defa gördüklerini hayrete düşmüş bir ifadeyle belirtiyorlar.
    Her 3 madalyadan biri muhtemelen doping yapmış bir atletin
    Daha da önemlisi şu: 2001 ve 2012 yılları arasında yapılmış dünya şampiyonaları ve olimpiyat oyunlarında kazanılmış her 3 madalyadan birinin kariyerinin bir kısmında kan dopingi yapmış olması muhtemel bir (kadın ve erkek) atlet tarafından kazanıldığı ortaya çıkıyor. Her 6 madalyadan birini yüksek derecede şüpheli bir atlet kazanmış. Bazı durumlarda kürsüye çıkan herkesin dopinge bulaşmış olma ihtimali var.
    Bu oranları “yakalanan” dopingli sporcu oranı olan %1-2 ile mukayese edince içler acısı bir durum çıkıyor ortaya.
    Buna ek olarak gazeteciler, spor dünyasında bayağıdır bilinen ve 2011 yılında Güney Kore/Daegu’daki dünya şampiyonası esnasında WADA tarafından ısmarlanan ve Alman Tübingen Üniversitesi’nin atletlerle yaptığı bir anketin sonuçlarına da ulaşmışlar. Bu rapor bugüne kadar IAAF’in baskısı sayesinde yayınlanmadı. IAAF bunu nasıl engelliyor? Anket öncesinde IAAF “atletlere erişiminize izin veririm, fakat karşılığında yayına veto hakkı isterim” demiş.
    Ancak bundan tam 2 yıl önce 2013’te New York Times’da öncesinde bir gizlilik sözleşmesi imzalatılan bu anketin IAAF tarafından yayınının engellendiği yazıldı. IAAF şimdi “veto etmedim, ama yayınlanmasını da istemedim” diyor.
    Anket sonucuna göre her üç atletten biri (1.800 atletin %29 ile %34 arası) performansını arttırmak için yasak yöntemlere başvuruyor ve dünya şampiyonasından önceki bir yıl içinde doping yapmış.

    WADA’nın Açıklaması

    Dünya Dopingle Mücadele Ajansı WADA, ARD’nin belgeselinden sonra hemen bir açıklama yayınladı. Bazı haklı noktalara değinmekle beraber durumun vehametini pek değiştirmiyor. WADA’nın öne çıkardığı noktalar şunlar:

  • Verilerin nasıl elde edildiğini, medyaya sızdırıldığını ve analiz edildiğini araştırıyoruz.
  • Veribankasındaki isimlerin doping yaptığını kabul etmek atletlerin kişilik haklarına aykırıdır.
  • Veribankasındaki verilerin bir kısmı 2009’da uygulamaya konulan biyolojik pasaport öncesi veriler. Bu verilerin hukuki olarak doping kabul edilmesi mümkün değil.
  • Keza 2009-2012 arasındaki verilerin de doping olması şart değil. 
  • Mert Yaşar’ın Yazısını Mutlaka Okuyun

    Aslı Çakır Alptekin’in mahkum olmasının hukuki sonuçlarını Mert Yaşar derlemiş. Muhtemelen Türkçe’de bu konuda okuyabileceğiniz en mükemmel yazı, mutlaka okuyun: CAS’ın “Aslı Çakır Alptekin Kararı”nın Sonuçları

    Aslı Çakır Alptekin’in Yazılı Açıklaması – Maalesef

    Bugün (21 Ağustos 2015), Aslı Çakır Alptekin, Facebook sayfasından bir açıklama yaptı. Açıklamasında kendisine verilen cezanın haksız olduğunu belirtiyor. Fakat kanaatimce saptırma yaptığı birkaç nokta var:

  • Biyolojik pasaporta yönelik sistem eleştirileri yanlış. Biyolojik pasaport, “gelişen doping teknolojileri” diyebileceğimiz bir gidişata çare olarak, basitçe ifade etmek gerekirse dopingin giderek daha az hap, daha çok kan üzerinden yapılmasına karşı bir geliştirilmiş bir yöntem. Bunu “sporcular mağdur oluyor” diye yorumlamak, hafif tabirle biraz ayıp.
  • En önemli nokta şu: Alptekin, cezasına temel teşkil eden kan değerlerinin 2010 yılındaki değerleri olduğunu söylüyor. Fakat CAS’ın gerekçeli kararında yazdığı üzere (sayfa 2, madde III-5) mevzubahis kan değerleri 29 Temmuz 2010 ile 17 Ekim 2012 arasındaki değerler, yani olimpiyat ve sonrasındaki süreci de kapsıyorlar.
  • Buna ek olarak Alptekin’in ifadesi, biraz “özrü kabahatinden büyük” oluyor, çünkü eğer dediği doğru olsa dahi 2010 yılındaki değerlerinde bir sapma olduğunu da kabul etmiş oluyor.

    Uzun lafın kısası pek tatmin edici bir açıklama değil.

  • Click to comment

    Leave a Reply

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    To Top