Olimpik Türk

TBMM Sporda Doping Sorununu Araştırma Komisyonu Raporu

2020 Olimpiyat Oyunları’na adaylık sürecinde hali altına süpürülmeyecek hale gelen Türk sporunda doping sorununu araştırmak için Kasım 2013’te bir meclis komisyonu kuruldu.

Komisyon Mayıs 2014’te bir ön sunum gerçekleştirdi, önümüzdeki aylarda nihai rapor da TBMM genel kuruluna sunulup yayınlanacak. Biraz araştırırken farkettim ki komisyon üyesi bir milletvekili raporun taslak halini (taslak hali bilgisi sonradan ek) kendi internet sayfasına koymuş. Raporun tamamını aşağıda bulabilirsiniz.

Raporda Öne Çıkanlar

412 sayfalık raporu bir gecede okuyamayacagim için hızlıca üzerinden geçtim. Komisyon 10 toplantı yapmış, bu konuda 45 uzmanı ve sporcuyu dinlemiş, ayrıca ikisi yurtdışı (İngiltere ve Norveç) olmak üzere 5 inceleme gezisi düzenlemiş. Sonuçta Turkiye’de doping konusu hakkında eni konu bir belge çıkarmış. Her işe gelen “egitim şart” kısmı dışında ilk bakışta gözüme takılanlar şunlar:

Doping İstatistikleri

Aşağıdaki çizelge gerek rapordan (s161), gerekse bir başka haberden derleyebildigim kadarıyla Turkiye’de son 11 yıllık doping rakamları.

Aslı Çakır Alptekin’in ifadesi

Raporun aslında en okunası kısmı en sondaki “Toplantı Özetleri”, onlar içinde de bilhassa Aslı Çakır Alptekin‘in ifadesi (s366).

Turk Ceza Kanunu’nun 4. maddesi, Roma hukukundaki “ignorantia legis non excusat”, yani “ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz”. Bunu bilip kabul etmekle beraber, biraz empati duygunuz varsa, Alptekin’in acı ifadelerle dolu sözlerinden etkilenmemek mümkün değil. Etkilenmenin bir adım ötesi, elbette buradaki hatalardan ve yanlış anlayışlardan ders çıkarmak. İfade bu açıdan hakikaten ibretlik (vurgular benim, imla hataları komisyonun.)

“Benim ilk cezam 2004 yılında oldu. Gençler dünya şampiyonasında İtalya’ya gitmiştim. Bunun öncesinde, tabii, gencim, daha gençlerde yarışıyorum, dopingin “d”sini bilme gibi bir lüksüm yok. Çünkü böyle bir şeyle, bununla koşulacağını ya da bunlar nereden alınır, nasıl içilir, kim verir, ne yapar, hiçbir bilgimiz yoktu. Böyle bir şey başınıza gelince araştırmaya başlıyorsunuz. Doping nedir, hangi maddelerdir, nelerdendir, bunları öğreniyorsunuz. Ben, 2004 yılında elemede Türkiye rekoru kırarak finale kaldım. Finalde 6’ncı oldum ve doping testine girdim. Antrenörümü aradım çünkü kullandığım hiçbir vitaminin ismini bilmiyordum. Antrenörüm ilaçları avucuma tutuştururdu ve bende onları içerdin. Bu ilaçlar antrenmandan önce verilirdi. Antrenörüme bunların ne olduğunu sorduğumda vitamin olduklarını söylerdi. O zamanlar yaşımız küçük olduğu için antrenörümüz ne derse biz onları harfiyen uygulardık.


Bir turnuva öncesinde antrenörüm beni bir eczaneye götürdü. Burada bana bir iğne yapıldı. Bu nedir? dediğimde vitamin olduğu söylendi.



Bundan dolayı dopingli çıktım ve 2 yıl ceza aldım. Bir sporcu cezadan sonra psikolojik bunalıma giriyor. İlk cezadan sonra ilaç kullanımına dikkat etmeye başladım Sporcu antrenör ne derse onu yapar. Sporcunun işi spor yapmaktır. Bu işin önüne geçilmesi için doping maddeleri nedir yan etkileri nelerdir bu konuda antrenörlerin ve sporcuların bilgilendirilmesi gerekir. Başarılı olduğunuz zaman WADA’nın havuzuna giriyorsunuz. IAF’ın havuzuna giriyorsunuz. 2010 yılından beri WADA’nın havuzundayım İngilizce bilgimiz yeterli olmadığı için formları yanlış dolduruyoruz. Sporcuların bilinçlendirilmesi gerekir. Davam henüz devam ediyor. Bir senedir psikolojik tedavi görüyorum. Sporcularda ve antrenörlerde bilgisizlik ve eğitimsizlik had safhada.

Benim düşünceme göre bu işin önüne geçilebilmesi için antrenörlere ve sporculara; doping maddeleri nelerdir, vücuda zararları nedir, bunlar hakkında bilgiler verilmesi lazım. Ama, 2004 yılında antrenörümün yüzünden dopingle cezalandırıldım. Şu an, bildiğiniz gibi, tekrar biyolojik pasaporttan devam ediyor. Tabii, dediğim gibi, işin içine girince bunu öğreniyorsunuz. Ben isterim ki, daha önceki federasyonum -WADA listesine girdiğim 2010 yılında- “Bak Aslı, sen WADA’nın listesindesin, havuzundasın, bunları, bunları yapacaksın.” desin. Yani, formu dolduruyoruz ama, ben ne işe yaradığını bilmiyorum ki, başımıza gelince bir şeyi öğreniyoruz. Biyolojik pasaportun ne olduğunu, nasıl tespit edildiğini bilmiyoruz. Ancak bazı şeyler başınıza gelince öğreniyorsunuz.

Bütün sporcuların genel anlamda İngilizce düzeyi yetersiz. Bu “Whereabouts” formunu doldururken İngilizce için başkasından yardım almak zorunda kalıyoruz. “Whereabouts” formuyla ilgili sporcuların bilgilendirilmesi gerekiyor.

Burada ne oluyorsa sporcuya oluyor. Evet, antrenör ceza alıyor ama dışarıdan yine sporcu çalıştırabiliyor. Ya sporcu? Sudan çıkmış balığa döndüm ben, çünkü benim her şeyim spordu; arkadaşım, antrenmanım, kampım, her şeyim. Ve şu bir yıldır ben farklı ortamlar görüyorum, alışamıyorum, adapte olamıyorum çünkü benim hayatım spor, kazancım bu, emeğim bu. Burada, sporcu dopingli çıktımı farklı gözle bakılıyor ve farklı yorumlar yapılıyor. Bir sporcu o noktalara kolayca gelmiyor. Maddi ve manevi birçok zorluktan geçerek bu noktalara geliyor. Biz o antrenmanlarda ağladığımızı biliyoruz. Zorlanmaktan, istem dışı gözlerinden yaşlar geliyor. Niçin? Başarılı olmak için. İnanın, yemin ediyorum size, para pul umurumda değil, hiçbir şey umurumda değil. Siz, oraya çıkıp İstiklal Marşı’nızı okutuyorsunuz ya, her şeye değiyor. Ne parayla ne pulla satın alınabilen bir şey değil. Bu millî duyguyu yaşıyorsanız, bütün sporcular bu şeyle o sahneye ya da o stada, o podyuma onun için çıkıyor, sadece İstiklal Marşı’mızı okutmak için. İnanın, bana hiç para vermesinler, ben yine çıkarım orada ülkemi en güzel şekilde temsil ederim ve bunun bilincinde zaten o yarışa giriyorsunuz. Neden ülkemin ya da kendi adımın lekelenmesini isteyeyim ki? Burada bir yanlış var, bilinçsizlik var, eğitimsizlik var.”

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Dopingle Mücadele Komisyonu’nun Rolü

Raporun ana çıkarımlarından biri Dopingle mücadelede kontrol, koordinasyon ve hukuki yaptırımın Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Dopingle Mücadele Komisyonu (DMK) tarafından üstlenilmesi gerektiği. Türkiye Anti-Doping Ajansı TADA’nin 2008’de genel seçimler nedeniyle kurulamamasını telafi etmek için 2011’de kurulan DMK, Edirne’nin ötesinden kafamıza vurulmasının da desteği ile bugün nispeten sağlıklı doping istatistiklerine sahip olmamızın önemli nedenlerinden biri.

Raporda “eski sistem” çok açık belirtiliyor (s72):

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Dopingle Mücadele Komisyonu kurulmadan önce, doping sistemi şu şekilde işlemekteydi:

  • Federasyon Başkanlıklarından Bağımsız Doping Numune Alım Görevlileri Başkanlığına (BADNAG) yazılan talep yazısıyla numune alınmakta,
  • BADNAG tarafından alınan numune, Türkiye Doping Kontrol Merkezi Laboratuvarına gönderilmekte,
  • Laboratuvar, analiz sonuçlarını ise eski adıyla Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne göndermekte,
  • Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce bu analiz sonuçları, Federasyon Başkanlıklarına iletilmekte, pozitif bulgu mevcut ise Federasyon Başkanlığı gerekli cezai işlemi yapmaktaydı.

Bugün ise bu sistem DMK tarafından hazırlanan ve WADA onaylı “Dopingle Mücadele Talimati” ile yürüyor. Bu durum, (özellikle sporculara ve federasyonlara önceden haber verilmeden yapılan kontroller) 2012’den itibaren “patlayan” doping hadiselerinin de arkasında yatan neden (bkz. Turkiye’de Doping Patladı mı? ) Sistemin şimdi WADA onaylı vs olması güzel, fakat netice olarak ana yapıda hala pek fark yok:

Doping kontrolünden yakalanan sporcunun bilgisi kendi federasyonuna iletiliyor. Federasyon disiplin kurulu dopingden yakalanan sporcuya ceza veriyor. Sporcunun özlük hakları nedeniyle (ve doğru olarak) doping yakalayan laboratuvarin yerli ve/veya uluslararası federasyon açıklama yapmadan hiçbir bilgi vermesi mümkün değil.

Lakin bu konuya biraz eğilen herkes biliyor ki bu hal şeffaflıktan çok uzak. Pek çok federasyonun doğru dürüst bir internet sayfası dahi olmadığı bir ortamda ne hangi sporcunun dopingden yakalandığını öğrenebiliyorsunuz, ne de cezasını. Bugün Turkiye’de dopingden yakalanan ve ismi duyulan ünlü isimlerin ezici çoğunluğu uluslararası müsabakalarda yakalanmış ve isimlerini Türk federasyonlarından ziyade uluslararası federasyonların ilan ettiği sporcular.

Sorun sadece internet sayfası vs de değil. Muhtelif nedenlerle federasyonlarda “aman duyulmasın” anlayışının ağır bastığı bir gerçek. MTBTR ile yakından takip ettiğimiz bisikletten bir örnek vereyim: eski Türkiye şampiyonu bir bisikletçi Türkiye şampiyonası sırasında alınan numunesi pozitif çıkıp dopingden yakalandıktan sonra 2 yıl ceza aldı ve resmi söylemle “bisikleti bıraktı”. Ne dopingden yakalandığı kamuoyu ile paylaşıldı, ne ceza süresi.

Şahsen 2015’in getirmesini umduğum yeniliklerden biri bu yapılanmanın değişeceği ve dopingle mücadelede kurumsal çatı rolünün ve ana sorumluluğun DMK’ya geçeceği. Birinci adım atıldı, çok daha sık ve habersiz kontroller yapılıyor, sporcunun bağlı olduğu uluslararası federasyon ve WADA bilgilendiriliyor.

İkinci adım TMOK sayfasından doping istatistiklerinin yayınlanması olacak. Bu hem dopingin boyutunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacak, hem dopingle mücadelenin daha verimli olmasını.

Daha da açmak gerekirse Turkiye’de dopingle mücadelede yaptırım yetkisinin sporu yöneten kurumlardan (yani federasyonlardan) alınıp, bağımsız bir kuruma (yani DMK’ya) devri şart. Bu nokta, özellikle TMOK DMK’nin önerileri başlığı altında, “yaptirim” kısmında daha detaylı okunabilir (s228):

  • Özelleşmiş Dopingle Mücadele Disiplin Kurulu kurulmalıdır.
  • Dopingle Mücadele Komisyonuna ilk aşamadan itibaren soruşturma ve birinci derece yargı mercii olarak Geçici Olarak Askıya Alma (tedbir) ve ceza verme yetkisi verilmelidir.
  • Müsabakalardan men cezası, sistematik olarak para cezasıyla birlikte verilmelidir.
  • Para cezalarından elde edilen gelir, Dopingle Mücadele Komisyonuna aktarılmalıdır.
  • Dopingle mücadelenin etkinliğini genel olarak artırmak için uluslararası spor hukukuna paralel olarak disiplin sürecinde işletilecek bir pişmanlık mekanizması uygulanmalıdır.
  • Analiz sonucuna dayanmayan “dopingle mücadele kural ihlalleri” cezaları geliştirilmelidir.
  • Lance ARMSTONG olayında olduğu gibi doping yaptığından şüphelenilen sporcular ve sporcu destek personelinin geriye doğru kovuşturulmasına imkân sağlanmalıdır.
  • Doping kullanımına ilişkin cezalar, hem sporcular hem de bunlara yardımcı olan kişiler için caydırıcılığı sağlamak üzere artırılmalıdır.
  • Doping kullanımının spordan men dışında da sporcu haricindeki kişilere cezai müeyyide gerektiren bir suç sayılması ve adli ceza hatta, hürriyeti tahdit cezası verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler hazırlanmalıdır.
  • Herhangi bir dopingle mücadele kuralını ihlal eden veya sporda dopingle ilgili başka bir suç işleyen sporcu destek personeline karşı, yaptırım veya cezaları içeren tedbirler alınmalıdır.
  • Spor faaliyetleri ve fiziksel aktivitelerin gerçekleştirildiği tüm tesislerde doping ürünlerini bulunduranlara adli ceza uygulanmalıdır.

Ayrıca aynı bölümün “hukuki düzenlemeler” başlığı altında:

  • Tüm “dopingle mücadele kural ihlali” olaylarının ön soruşturma ve ilk derece disiplin yargılamasının Dopingle Mücadele Komisyonu bünyesinde oluşturulacak disiplin müfettişleri ve devamında konusunun uzmanı hukukçulardan oluşacak disiplin kurulu tarafından yürütülmelidir.
  • Dopingle Mücadele Kurumunun dopingle mücadelede başarılı olabilmesi için mali ve idari olarak bağımsız bir işleyişi olmalıdır.

Bu konu “4.3 Dopingle Mücadelede Etkili Hukuksal ve Kurumsal Yapı” başlığı altında daha etraflıca irdelenmiş.

Hacettepe Doping Kontrol Merkezi

Raporda 2014 yılı sonunda yeniden akredite olması beklendiği belirtilen (s84) Hacettepe Universitesi’ndeki Türkiye Doping Kontrol Merkezi hakkında da önemli bilgiler var. Özellikle bu yıldan itibaren laboratuvarın %7 oranında AR-GE çalışmalarına kaynak aktaracağı ve genetic doping testleri ile biyolojik pasaport takibi yapacağı belirtiliyor.

Sağlık ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlıkları

Bakanlıklar nezdinde isteyenin her eczaneden doping malzemesi alamaması için çalışmaların yürüdüğü belirtiliyor ama şahsen ciddi bir yaptırım içeren bir uygulama yürürlüğe girmiş gibi durmuyor.

Dopingle Mücadelede Maddi Kaynak

Altı çizilen vurgulardan biri 2014’te Birleşik Krallık’ta dopingle mücadele bütçesinin aşağı yukarı 23 milyon lira (s102), Norveç’te 9.5 milyon lira (s109) olduğu, Türkiye’de ise bunun 1 milyon lira civarında olduğu vurgulanmış.

Keza bir başka ilginç bilgi WADA tarafından verilen “bir yılda dünya çapındaki spor endüstrisi tarafından üretilen yaklaşık 120 milyar doların ancak yaklaşık 300 milyon dolarının dopingle mücadele programlarına tahsis edilebildiği” bilgisi.

Dopingin nedenleri

Bu konuda raporun 132. sayfasında “Dopinge Yönelimde Temel Nedenler” başlığı altında bir bölüm var. Fakat bu konuda blogdaki “Neden Doping Yapılıyor?” yazısını tavsiye ederim. Lâfı uzatmadan çok daha net bir resim sunuyor.

Dopingle mücadeleyle ilgili kamu politikası ve uygulamadan kaynaklanan temel sorun alanları

Raporun önemli bölümlerinden biri bu bölüm (s173). 30 sayfa içinde özel olarak Türk sporunda dopingle mücadelede, genel olarak aslında Türk sporunda yanlış giden ne varsa anlatılmış. Bence öne çıkan iki nokta:

  • Türkiye’de spor eğitiminin mevcut durumu yetersiz ve geri kalmış. Burada Milli Eğitim Bakanlığı’nın 4+4+4 sistemi çerçevesinde beden eğitimi derslerini kaldırması gibi abes bir uygulama ve özellikle Türkiye Bisiklet Turu’ndan sonra daha fazla vurguladığım bir husus (örneğin Açıkradyo’da), kulüpsüzlük sorunu hatırlatılıyor.
  • Federasyonların yapısı, Spor Genel Müdürlügu’nün müdahaleleri ve devletin federasyonların gerçekten “özerk” olmalarını engellemesi, bunun neticesinde doping dahil muhtelif konularda verim almayı engellemesi.

Sonuç

Raporu daha etraflıca okuyunca başka noktalar da gözüme çarpacaktır eminim, dolayısıyla bu pilav daha su kaldırır. Bu aşamada iki noktanın altını tekrar çizmek gerek:

  • Sadece antrenörlerin değil, sporcuların eğitimi, küçük yaştan itibaren doping (ve elbette yabancı dil) konusunda eğitimleri çok önemli.
  • Ceza/yaptırım gücünü elinde bulunduran, federasyonlardan ve SGM’den bağımsız, şeffaf bir şekilde verileri ve bulguları kamuoyu ile paylaşan bir dopingle mücadele kurumu elzem.
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top