Bisikletli Ulaşım

Bisikletli Ulaşımda Absürd Projeler

Londra’nın nasıl itile kakıla bisiklet odaklı bir evrim geçirdiğine düzenli olarak yer vermeye çalışıyoruz. Bu evrimin getirilerinden biri tabir caizse “uçuk kaçık” bisiklet yolu projeleri oluyor. Haliyle bu projelerin cazibesine kapılmamak elde değil. Biz de, Londra’da Yeni Proje: SkyCycle örneğinde olduğu gibi, “vay bee!” ruh halinde bulabiliyoruz kendimizi zaman zaman.

Bu tarz projelerin sonuncusu birkaç hafta önce gene internette (ve Türk sosyal medyasında) fazlasıyla paylaşılan, “River Cycleway Consortium” tarafından Thames nehri kıyısı için tasarlanan su üzerindeki bisiklet yolları. Londra’nın güneybatısındaki Battersea semtinden doğusundaki Canary Wharf’a kadar nehir üzerinden 12km’lik yol şamandıralar üzerine yer alacak ve muhtemelen hareketli iskelelerle karaya bağlanacak. Bu bir tahmin, ama Thames nehrinin tekneleri kıyıya oturtan gel-gitlerinin yola nasıl etki edeceği proje tanıtımında açıklanmadığı için bilmiyoruz.

River Cycle

River Cycle

Sadece bilgisayar tasarımı olarak bulunan projenin maliyeti, sıkı durun, 600 milyon sterlin, yaklaşık 1 milyar dolar. Ya da başka bir deyişle, bu paraya onlarca bisiklet otobanı yapılabilir. Dahası da var, bisikletçiler yolu kullanmak için 1.5 sterlin ödeyecekler. Yıllık kart ile metro bileti bundan daha ucuza geliyor vs.

Ana Hedef Ne Olmalı? Trafiğin Arabalardan Arındırılması

Ancak uçuk bir maliyet hesabı vs. gibi konular dışında gerek caddelerin üzerinden giden bisiklet yolları (örn. SkyCycle) ya da nehirde bisiklet yolu gibi projelerin bizce çok önemli bir sorunu var.

21.yy’da şehirler nasıl olmalı sorusunun cevabı çok geniş bir tartışma konusu. Fakat üzerinde genel mutabakat aranan birkaç unsur saymak gerekirse

  • Yeşili bol, temiz havalı
  • Yaya ve bisiklet odaklı
  • Toplu taşıma ağırlık verilirken, motorlu taşıt, özellikle araba trafiğinin azaltılmaya çalışıldığı

şehirler demek yanlış olmaz.

Bütün uçuk kaçık bisiklet yolu projelerinin ana problemi, yukarıdaki kıstaslarda gizli: 21.yy şehirlerinde ana hedef, hava kirliliğinden verimsiz taşımacılığa kadar pek çok dezavantajı olan otomobil trafiğini azaltmak, ya da en azından kontrol altına almak ve şehri daha yaya/bisiklet odaklı tasarlamak. Oysa ki bu projelerin ortak yanı, araba trafiğine kesinlikle dokunmamaları, hatta tam tersine, araba trafiğini, “rahatsız edici unsur” bisikletten kurtarmaları.

Bisiklet söz konusu olduğunda 21.yy şehirlerinin tasarlanmasındaki ana savaş, araba yollarının kırpılıp bisiklet yolu yapılması savaşı. Bu savaşın Türkiye’de nasıl işlediğini Bağdat Caddesi’ndeki ömrü son derece kısa olan bisiklet yolu örneğinde gördük.

Dolayısıyla “uçuk kaçık” projeleri alkışlamadan önce bu projelerin mimarlık bürolarının ismini duyurmaktan öte, nesnel olarak bisikletin sürdürülebilir bir taşıma seçeneği olarak yer etmesine katkısı olmadığını hatırlamakta fayda var.

Geleceğin şehirleri, yolların bir kısmının arabalardan alınıp bisiklet ve yayalara verileceği şehirler olacak. Bisikletin yollardan çıkarılıp göğe ya da su üzerine itildiği şehirler değil.

Bisikletli Ulaşımda Absürd Projeler
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top