Olimpik Türk

Radikal Gazetesi Örneğinde Spor Basını Eleştirisi

Bu yazıyı 12-15 Aralık’ta Danimarka’da düzenlenen Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’ndan sonra yazmak istiyordum, fakat geçtiğimiz hafta koşulan Türkiye Yüzme Şampiyonası’nı beklemek istedim.

Danimarka/Herning’deki KK Yüzme Şampiyonası’nda 2 Türkiye rekoru kırıldı, Avrupa’da ilk 10’da yer aldığımız kayda değer dereceler yaptık.
19-22 Aralık arasında (yani geçtiğimiz haftasonu) Türkiye Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası yapıldı ve değişik yaş gruplarında –sıkı durun– tam 56 Türkiye rekoru kırıldı.
Bu haberlerin hiçbiri, basında adam gibi yer almadılar. Rekor kıran, başarılı sporcularla yapılmış bir röportaj görmediniz. Okuduğunuz haberler (örneğin Hürriyet’te yayınlanan Türkiye Şampiyonası haberi) Anadolu Ajansı tarafından derlenen metinlerdi.
Radikal’de (internet sayfası) yukarıda bahsettiğim her iki etkinlik hakkında tek bir satır bile okumadım.
Aralık 2012’de İstanbul’da düzenlenen Dünya Yüzme Şampiyonası’ndan sonra da bu şekilde bir yazı yazmıştım (Yüzme Örneğinde Türk Basını ve Alternatif Sporlara İlgisizlik). Radikal, o zaman bir cevap gönderip etkinliği çok kapsamlı gördüklerini göstermişti, lakin hemen ertesinde düzenlenen Türkiye Şampiyonası gene hiçbir şekilde gazetede kendine yer bulamamıştı.
Günümüzde internetin gazeteleri ve gazetecileri nasıl değiştirdiği az çok herkesin malumu. Wikipedia’da “decline of newspapers” diye bir madde açılmış olması bile olayın boyutlarını gösteriyor denebilir.
Bu konu çok uzun, fakat Radikal’in spor servisinin “hit toplama” hastalığından muzdarip olduğunu ve bu nedenle spor haberleri içinde futbol dışında sporlara çok az yer verdiğini varsayarak merak ettiğim başka bir konuya baktım: Köşelerinde nispeten serbest olduklarını düşündüğüm Radikal gazetesi spor yazarlarının konularına.

138 Köşe Yazısının 106’sı Futbol

Radikal’de düzenli olarak en az 2 haftada bir spor yazısı yazan 4 köşeci seçtim: Tanıl Bora, Efkan Bucak, Banu Yelkovan ve Yiğiter Uluğ. Bunlara spor servisini yöneten Uğur Vardan’ın spor yazılarını da ekledim. Fazla vakit harcamak istemediğim için sayılar +/-5 oynayabilir ama sonuç şu:

  • 2013 yılında son hafta hariç bu yazarlar toplam 190’a yakın spor yazısı yazmışlar.
  • Bu yazılardan neredeyse sırf basket yazan Yiğiter Uluğ’un 49 yazısını çıkarınca (43 basket, 1 olimpiyat, 5 doping yazısı), geriye 138 köşe yazısı kalıyor.
  • Bundan sonraki rakam pek de şaşırtıcı değil: 138 köşe yazısının 106’sı futbol hakkında. Bu yazılardan da 76 tanesi Türk futbolu hakkında.
    Seçtiğim köşeyazarlarının iş kontratlarında “futbol yazarı” gibi bir tanım var mı, yoksa bu kadar futbol odaklı yazmak kendi tercihleri midir, bilmiyorum. Fakat eğer futbol yazmak üzerine bir yükümlülükleri yoksa, ki olmadığını varsayıyorum, bu çarpık durumun üzerinde düşünülmesi gerek.
    ”Çarpık durum” dememin bir nedeni ise, Radikal yazarlarının bilaistisna Türkiye’de olimpiyata muhalefetlerinin ana argümanlarından birinin “spor kültürü eksikliği ve futbol dışında hiçbir sporla ilgilenmemek” şeklinde özetlenebilecek olması.

    Hikayeler Yabancı, Referanslar Yabancı

    Bu derlemede gördüğüm başka bir nokta da şu: futbol harici yazılarda, Türk sporcuların neredeyse esamisi okunmuyor (Efkan Bucak’ın güreş yazıları güzel bir istisna).
    Örneğin Radikal köşelerinde kırk yılda bir atletizm yazısı çıkınca paralimpik bir Amerikalı sporcu hakkında röportaj/yazı okuyabiliyoruz, lakin geçtiğimiz yıl Mayıs ayında dünya rekoru kıran paralimpik haltercimiz Nazmiye Uslu hakkında Radikal’de köşe yazılarını bırakın, ajans haberi dahi çıkmadı.
    Üstüne üstlük, hepimizin tahmin edebileceği üzere, Türkiye’de paralimpik bir sporcu olmak, Amerika’dakinden katbekat daha zorken…
    Ya da buz hokeyi Dünya Şampiyonası hakkında yazı çıkıyor senede bir, fakat “minikler” dahil Türkiye’de 6 tane ligi olan Türk buz hokeyi hakkında tek bir satır yazmak mümkün gözükmüyor.
    Spor Genel Müdürlüğü’nün yıllık takvimine baktığınız zaman Türk sporcuların bir yıl içinde yarıştığı yüzlerce şampiyona bulabiliyorsunuz. Yani malzeme sıkıntısı yok.
    Futbol takıntısı dışında Türkiye’de spor konusundaki en önemli eksiklerinden birinin bu “kendi hikayelerimizi bilmeyişimiz” olduğunu düşünüyorum. “Kahramanlık hikayelerimizin”, referanslarımızın mütemadiyen yabancı odaklı olması, Türk sporcuların ısrarla görmezden gelinmeleri, Türkiye’de amatör sporların gelişiminin önündeki en önemli engellerden biri.
    ***Radikal gazetesi burada bir örnek, Türkiye’de hemen hangi gazeteyi elinize alsanız benzer bir yazı yazabilirsiniz.
    Radikal’in bu yazıya konu olmasının nedeni de basit, Radikal, şahsen neredeyse istisnasız her gün baktığım birkaç gazeteden biri. Dolayısıyla hem bir okuyucu hem bir sporsever olarak “bir gazeteden beklentilerimi” yansıttığım, ya da en azından beklentilerimin gerçekleşmesi için potansiyel gördüğüm mecralardan biri.
    Saygı duyduğum ekonomist Mahfi Eğilmez geçen gün çok güzel bir yorum yazdı twitter’dan:

    Spor açısından da bu söylemin doğru olduğuna inanıyorum.
    Amatör Türk sporunun, amatör dallarda yarışan Türk sporcuların medyada hiçbir zaman öne çıkarılmamaları değişmeyen ve maalesef çözülmeyen konulardan.
    Futboldan ibaret gündem ise sürekli değişiyor.
    2014 yılının amatör Türk sporculara medyamızda daha fazla yer getirmesi dileğiyle.

    Click to comment

    Leave a Reply

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • To Top