Olimpik Türk

UCI Başkanlık Seçimleri

Bu hafta Floransa’da yol bisikleti dünya şampiyonası koşulurken aynı zamanda Cuma günü UCI seçimleri de yapılacak. Dünyada bisiklet sporu yönetiminin en yüksek noktası olan UCI başkanlığına iki aday var:

  • 1998’den beri UCI yönetiminde yer alan, 1998-2005 arasında UCI yol bisikleti komisyonu başkanlığı yapmış, halihazırda 2005’ten beri UCI başkanlığı yapan İrlandalı Pat McQuaid,
  • 2009’dan beri UCI’in yönetim kurulunda bulunan, 2011’den beri UCI’in yol bisikleti komisyonu başkanlığını yürüten ve adaylığı 2020 Olimpiyat oyunları ek spor seçiminde squashı destekleyen Mike Lee’nin VERO şirketi tarafından yönetilen Britanya bisiklet federasyonu başkanı İngiliz Brian Cookson (Cookson’in internet sayfası.)
Brian Cookson

Brian Cookson

Başkan Nasıl Seçiliyor?

UCI başkanlık seçiminin nasıl olacağı UCI tüzüğünün 4. bölümü olan “Kongre” başlığı altında belirlenmiş. Buna göre senede bir toplanan olağan kongre hem UCI’ın yıllık raporu, geçmiş yılın hesapları, gelecek yılın bütçesi vb. gibi maddi ve idari işlerin yanında zamanı geldiğinde başkan ve 9 UCI yönetim kurulu üyesinin seçiminin de gerçekleştiği ortam.

Kongreye dünyadaki bisiklet federasyonlarından delegeler katılıyor, beher federasyon başına katılım azami 3 delege ile sınırlanmış (Madde 32). Örneğin elimizde protokolü bulunan son UCI kongresi olan 2011 kongresine (180. Kongre) Türkiye’den federasyon başkanı Emin Müftüoğlu ve o dönem asbaşkan olan Abdurrahman Açıkalın katılmışlar.

Lakin delege demek oy kullanma demek anlamına gelmiyor. UCI seçiminde oy kullanma hakkına sahip 42 delege var (Madde 36). Bu oy kullanan delegeler ülke federasyonlarının toplandığı 5 kıta konfederasyonuna göre dağılıyorlar:

Türkiye Avrupa’daki 14 delege içinde temsil edilmiyor.

UCI kongresinde sadece başkan seçilmediğini söyledik, aynı zamanda tüzükte değişiklikler de oya sunuluyor.

Oylama çoğunluk esasına göre. Başkan olmak için 42 delegenin hepsi mevcutsa 22 oy almak gerekiyor. Başkanlık ve yönetim kurulu seçimlerinde eşit oy durumunda tekrar seçime gidiliyor (Madde 39). Tekliflerde ise eşit oy olduğu zaman teklifler reddediliyor.

Tüzükle ilgili teklifler vb. unsurların oylaması basitçe el kaldırılarak yapılıyor. Lakin başkan ve yönetim kurulu seçimi gizli oy (Madde 40). Yönetim kurulu kendi arasında bir de 3 asbaşkan seçiyor.

Aşağıda göreceğimiz üzere önemli bir nokta da Madde 51: başkanlık adayları mensup oldukları federasyonlar tarafından aday gösterilmek durumundalar. Ayrıca gene tüzüğe göre, UCI başkanlığı herhangi bir kıta veya ulusal federasyon başkanlığı ile beraber yürütülemez, dolayısıyla bu görevlerden istifa gerektiriyor (Madde 63).

Adayların Manifestoları

Her iki aday da adaylık süreçleri boyunca birer manifesto yayınladılar.

Tamamına buradan ulaşabileceğiniz Pat McQuaid’in Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) üyeliğinin de altını çizdiği (“Bisikleti bir IOC üyesi temsil etmeli”) manifestosunda 4 ana madde bulunuyor:

1) Yeni, temiz bisiklet dönemi ve kültürünü muhafaza etmek (dopingle mücadele)

2) Kadın bisikletini geliştirerek bisiklette cinsiyet eşitliğini sağlamak

3) Bisikletin küresel bir spor olarak tanıtımının daha modern bir hale getirilmesi

4) Bisikletin küresel gelişimini hızlandırmak

Tamamına buradan ulaşabileceğiniz Brian Cookson’ın manifestosunda ise 6 ana madde var:

1) UCI’ya olan güveni yeniden tesis etmek

2) Bisiklette dopingle mücadeleyi elden geçirmek

3) Bisikleti dünya çapında yaygınlaştırmak

4) Kadın bisikletçiliğini geliştirmek

5) Elit sınıfı yol bisikletçiliğini elden geçirmek

6) Bisikletin Olimpik Hareket içindeki itibarını ve etkisini yükseltmek

Adaylar Arası Çekişme

Bu yılın seçim öncesi çalışmaları tam bir pembe dizi havasında, entrikalardan entrikalar beğenilecek şekilde geçti. Kabaca olayın ne olduğunu anlamak için Lance Armstrong skandalından itibaren gelen bir arka planı gözönünde bulundurmak gerekiyor. Liestrong ve Ötesi – Perde Arkasından Hikayeler makalesinde Pat McQuaid ve selefi ve bugünkü UCI onursal başkanı Hein Verbruggen’in Lance Armstrong skandalındaki rollerinden etraflıca bahsetmiştik.

Hein Verbruggen, Pat McQuaid

Hein Verbruggen, Pat McQuaid

UCI seçimlerine gidilirken kabaca bir resim çizmek gerekirse bisiklet alemi ikiye bölünmüş durumda:

Bir tarafta Lance Armstrong ve onun “sistemdeki adamları” olarak gördükleri McQuaid/Verbruggen ikilisinden kurtulmak ve artık bu “kirli” dönemi arkalarında bırakmak isteyenler var…

…diğer tarafta ise Pat McQuaid’in akıllıca bir şekilde son birkaç yıldır bisiklet dünyasının ağırlık noktasını Afrika/Asya eksenine kaydırmasından faydalanan ve bu bisiklette küreselleşme hamlesinin devam etmesini isteyenler var.

Kronolojik bir özet geçelim:

Nisan 2013

Pat McQuaid İrlanda Bisiklet Federasyonu tarafından aday gösterildi.

Pat McQuaid’in aday gösterilmesine yukarıdaki “Perde Arkasından Hikayeler” yazısında da bahsettiğimiz eski bisikletçi, yeni gazeteci ve McQuaid’in vatandaşı Paul Kimmage olanca İrlanda açıksözlülüğü ile sert tepki gösterdi: “They have fucked cycling”

İrlanda Federasyonu’nda McQuaid’in adaylığı aleyhine oy kullanan tek kişi, federasyon asbaşkanı Anthony Moran görevinden istifa etti. İrlanda Bisiklet Federasyonu McQuaid’in adaylığının 15 Haziran’daki olağanüstü kurulda tekrar değerlendirileceğini açıkladı.

Mayıs 2013

Pat McQuaid İrlanda federasyonunu beklemeden kendisini İsviçre Bisiklet Federasyonu’nun desteklediğini açıkladı. Bu duruma gerekçe olarak da UCI merkezinin İsviçre olduğunu, kendisinin başkan seçildiği 2005’ten beri İsviçre’de oturduğunu belirtti.

ChangeCyclingNow hareketinin kurucusu ve McQuaid’in en büyük muhaliflerinden olan Jaimie Fuller İsviçre Bisiklet Federasyonu üyelerine bir mektup yazarak kesinlikle McQuaid’i desteklememelerini istedi (mektubun tamamına buradan ulaşabilirsiniz).

Mayıs sonunda ünlü denetim firması Deloiette, Aralık 2012’de UCI tarafından bisiklet dünyasına yapılan çağrılarına yaklaşık 6.400 kişinin verdiği cevaplardan derlenen bir rapor yayınladı. Özet sunumuna buradan ulaşabileceğiniz raporda UCI’dan beklentileri ve nelerin değişmesi gerektiğini vurgulayan, 5 tanesi hayatı olmak üzere 11 tavsiye yer aldı.

31 Mayıs’ta McQuaid’in İrlanda Bisiklet Federasyonu’ndan aday gösterilmesine karşı oy kullanan Anthony Moran ve 5 kişi daha “The Pat McQuaid File” adı altında, McQuaid’in neden İrlanda Federasyonu tarafından aday gösterilmemesi gerektiğini anlattıkları bir bildiri yayınladılar. Buradan ulaşabileceğiniz bildirinin özeti McQuaid’in iki dönem başkanlık yaptığı, bu süre içinde başta doping olmak üzere bisiklet sporu için elzem adımları atmadığı ve kendisinin güveni hak etmediğiydi.

Haziran 2013

Haziran başında Brian Cookson UCI başkanlığına adaylığını koyduğunu açıkladı ve hemen bir adaylık manifestosu yayınladı (bkz yukarısı).

Cookson’ın adaylığının hemen arkasından McQuaid bütün ulusal federasyon başkanlarına bir mektup yazdı. Tamamına buradan ulaşabileceğiniz mektup çok önemli ithamlar içeriyordu:

 

  • “Daha Ocak ayında Cookson bana destek oluyordu” diyerek Cookson’a ikiyüzlülük ithamı vardı,
  • Avrupa Bisiklet Birliği (UEC) eski başkanı Wojciech Walkiewicz’in kulis çalışmaları ve daha da önemlisi bu yıl WorldTour lisansında olay çıkan (burada ve burada) Katusha takımının yöneticisi Rus bisiklet federasyonu başkanı Igor Makarov’un UEC’e 1 milyon avro bağışta bulunduğu…
  • dolayısıyla Cookson’ın adaylığının arkasında asıl ipleri elinde tutanın Makarov olduğu…

Buna ek olarak McQuaid “Cookson yarım yamalak manifestosunu açıklamalı!” dedi. Tamamına buradan ulaşabileceğiniz açıklamada McQuaid, Cookson’ın manifestosunu “yarım yamalak, temelden hatalı ve maddi olarak uygulanamaz” diye niteliyordu.

Haziran ortasında İrlanda Bisiklet Federasyonu’nun kurulundan McQuaid’i UCI başkanlığı için aday göstermeme kararı çıktı. McQuaid’in tek şansı olarak İsviçre Federasyonu’nun kendisini aday göstermesi gözüküyordu.

Pat McQuaid

Pat McQuaid

Temmuz 2013

Temmuz başında UCI tarafından başkanlığa 2 aday olduğu resmen ilan edildi.

McQuaid adaylık manifestosunu yayınladı (bkz yukarısı) .

Temmuz sonunda Malezya Bisiklet Federasyonu UCI kongresinde görüşülmek üzere bir tüzük değişikliği teklif etti. Tam metnine buradan ulaşabileceğiniz teklif, UCI başkanının bağımsızlığının teyidi olarak başkan adayının “herhangi 2 ulusal federasyon tarafından aday gösterilebilmesi”. Haliyle bu durum “McQuaid İrlanda’da kaybetti, İsviçre’de de kaybederse diye kendine alternatif arıyor” şeklinde yorumlandı. Tam da bu duruma uygun bir şekilde, basın bildirisinde Pat McQuaid’in fahri üyesi olduğu Tayland ve Fas Bisiklet Federasyonları tarafından aday gösterildiği haberi vardı.

Temmuz sonunda ChangeCyclingNow hareketi bir bildiri yayınladı ve İsviçre Federasyonu’nun McQuaid’e olan desteğinin yasal sorunlar doğuracağını belirtti (tam metne buradan ulaşabilirsiniz).

30 Temmuz’da Pat McQuaid UCI kanalıyla bir bildiri yayınladı ve 3 federasyonun kendisini aday gösterdiğini belirtti. Bunlar İsviçre, Fas ve Tayland federasyonları. Tamamına buradan ulaşabileceğiniz bildiride McQuaid kendisinin Cookson’ın aksine bisikletin küreselleşmesine ne kadar katkıda bulunduğunu vurguladı.

Ağustos 2013

21 Ağustos’ta Pat McQuaid UCI kanalıyla bir bildiri yayınladı ve Cookson’ı demokratik bir oylamadan kaçmaya çalışmakla itham etti. Aynı zamanda Tayland ve Fas federasyonlarından olan adaylığının geçerli olduğunu vurguladı (tam metne buradan ulaşabilirsiniz).

23 Ağustos’ta ChangeCyclingNow hareketi bir bildiri daha yayınladı ve İsviçre Federasyonu’nun Pat McQuaid’e desteğini çektiğini duyurdu (tam metne buradan ulaşabilirsiniz).

Ay sonunda Avustralya Bisiklet Federasyonu Brian Cookson’ı desteklediğini ilan etti.

26 Ağustos’ta Amerikan Bisiklet Federasyonu UCI’ya bir mektup yazdı. Mektupta Rusya, Kanada, Finlandiya ve Cezayir federasyonları ile birlikte, UCI tüzüğünün 51. maddesindeki “adayın mensup olduğu federasyon” ibaresi ile Pat McQuaid’in Fas ve Tayland federasyonları tarafından aday gösterilmesi arasındaki çelişkinin giderilmesi için Spor Tahkim Mahkemesi CAS’a gidilmesini önerdi (tam metne buradan ulaşabilirsiniz).

Eylül 2013

Bu ay başında UCI bir bildiri yayınlayarak 51. madde için CAS’a gitmenin 178 dünya federasyonundan sadece 6 tanesinden geldiğini ve bu konunun CAS’ta değil, UCI kongresinde görüşülmesi gerektiğini belirtti ve teklifi reddetti (tam metne buradan ulaşabilirsiniz).

9 Eylül’de Velonews sayfasına Haziran ayında yazılmış 54 sayfalık bir raporun 3 sayfalık özeti “servis edildi”. Metnine buradan ulaşabileceğiniz özette 12 madde halinde Pat McQuaid ve Hein Verbruggen’e yolsuzluk (bir bisiklet takımı sahibinden takımı ve ülkesinde bisikleti desteklemek için €250.000 talep edildiği), doping örtbas etme (Alberto Contador’un dopingini hasıraltı etmek için para talep edildiği) vb ithamlarda bulunuluyordu.

Ayrıca McQuaid’in bu rapordan haberdar olduğu, raporu hazırlayan hukukçuların kendisiyle de konuştuğu, raporun Haziran 2013’de UCI yönetim kurulu üyesi Amerikalı Mike Plant tarafından yönetim kuruluna sunulduğu ve orada görüşüldüğü belirtiliyor. Son olarak McQuaid’in söz verdiği üzere raporu UCI Etik Komisyonu’na getirmediği ifade ediliyor.

Velonews’in yazdığına göre Plant, dosyanın İgor Makarov tarafından hazırlandığını söylemiş. Bu durumda akla gelen ilk senaryo elbette McQuaid ve Verbruggen’in Katusha takımı, yani Makarov’dan Katusha’yı ve Rusya’da bisikleti desteklemek için €250 bin para talep ettikleri, bunun reddedilmesinden sonra Katusha’ya WorldTour lisansı vermemek için ayak diredikleri vs.vs. Öte yandan insan sormadan da edemiyor, elde bu tarz bir dosya varsa bunu kanıtları ile açıklamamak, hele de böyle bir zamanda, garip değil mi?

Igor Makarov

Igor Makarov

Pat McQuaid UCI aracılığıyla aynı gün bir bildiri yayınladı ve söz konusu iddiaların baştan sona yalan olduğunu, UCI Etik Komisyonu’nun raporu İgor Makarov ve Mike Plant’tan talep ettiğini ama ikisinin de raporu vermeyi reddettiklerini belirtti (tam metne buradan ulaşabilirsiniz).

12 Eylül’de McQuaid yeni bir basın bildirisi yayınlayarak Brian Cookson’ı UCI’yi İngiltere’de evinden yönetmek istemekle suçladı. Ayrıca İngiliz bisikletinin başarısının mimarının Cookson değil, SKY takımının yöneticisi Dave Brailsford olduğunu iddia etti (tam metne buradan ulaşabilirsiniz).

13 Eylül’de UCI bir basın bildirisi yayınlayarak kongrede görüşülmek üzere tüzüğün 51. maddesi hakkında yeni teklifler yapıldığını duyurdu. Buna göre Malezya ve Barbados bisiklet federasyonları söz konusu maddedeki “adayın mensup olduğu federasyon tarafından” ibaresini “adayın mensup olduğu federasyon veya adayın mensup olduğundan farklı iki federasyon” tarafından değiştirilmesi teklifini sundular. Barbados bisiklet federasyonu “halihazırdaki başkan konumu nedeniyle aday olabilmeli” cümlesini de ekledi. (tam metne buradan ulaşabilirsiniz).

Bizi ilgilendiren kısım, daha önce MTBTR’de okuduğunuz gibi Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun yaptığı teklif: 51. maddeye “halihazırda görevde bulunan başkan, aday gösterilmeden de aday olabilmeli” cümlesinin eklenmesi.

Geçen hafta Avrupa Bisiklet Birliği (UEC) kongresi düzenlendi, 48 ülkeden 42 federasyon temsilcileri katıldılar. Kongrede hem Brian Cookson, hem de Pat McQuaid Avrupa delegelerine sunumda bulundular. Aşağıda sunumları izleyebilirsiniz:

Kongrede, 14 Avrupa delegesinin UCI kongresinde oylanacak tüzük değişiklikleri ve desteklenecek UCI başkan adayı konusunda pozisyonunu belirlemek için oylama yapıldı. Sonuçlar beklendiği üzere oldukça kesin bir şekilde Pat McQuaid aleyhine çıktılar. Tüzüğün 51. maddesinin (“başkan adayının mensup olduğu federasyon”) değişimi 31 red, 10 kabul oy aldı (1 geçersiz). Hangi adayın destekleneceği konusunda ise sonuçlar şöyle: Brian Cookson 27, Pat McQuaid 10 (1 çekimser, 3 geçersiz).

Buradan çıkan sonuç Cuma günü 14 Avrupa delegesinin Brian Cookson lehine oy kullanacağı. Tabii oylama gizli yapılacağı için kesin emin olmak mümkün değil.

Sonuç

Adaylık süreci boyunca yaşanan ve haklı haksız olmak bir kenara, dilde kekremsi bir tad bırakan mücadelenin sonunda gelinen nokta doğruyu söylemek gerekirse pek kesin değil.

Bir tarafta haklı olarak adı kirlenmiş, bisiklet tarihinin en büyük skandalında şaibeli bir rol almış ve üzerinde Hein Verbruggen’in gölgesi olan Pat McQuaid var. Öte yandan McQuaid’in hakkının teslim edilmesi gereken iki nokta varsa, bunlardan birincisi kulağa garip de gelse bisiklet dünyasında dopingle mücadeledeki en büyük atılımın onun döneminde olduğu. İkincisi McQuaid’in, oy avcılığı veya değil, Afrika ve Asya’da bisiklet sporunun yayılması için ciddi çaba sarfettiği. Dolayısıyla “bisiklet sporunu küreselleştirmek” diye bir argüman varsa, bu McQuaid için kesinlikle geçerli.

Diğer tarafta isminde leke bulunmayan, Britanya’da bisikletin patlama yaptığı dönemde bisiklet federasyonu başkanlığı yapmış ve Avrupa gibi köklü bisiklet ülkelerinin desteğini arkasına alan Brian Cookson. Lakin Cookson’ın seçim kampanyası boyunca alengirli konularda nispeten pasif bir tavır izlemesi ve arkasında duran diğer isimler, özellikle Forbes tarafından serveti 2 milyar dolara yakın gösterilen Igor Makarov, Cookson’ın başkan olduğu takdirde UCI’da nasıl bir eksen kayması olacağı konusunda kafalarda soru işareti yaratıyor. Mübalağa yapmak gerekirse “Rus oligarklar UCI’i satın mı alıyorlar?” diye sormak mümkün.

Avrupa delegelerinin hepsinin değil, ama muhtemelen 10 civarının oyu Cookson’a gidecektir. Okyanusya’nın Commonwealth etkisi nedeniyle blok halinde oy kullanacağını düşünsek onları da Cookson’a sayabiliriz.

McQuaid için birkaç Avrupa oyu dışında neredeyse banko olan Afrika ve Asya konfederasyonları delegelerinin çoğunluk oyları var.

Geriye Amerika’dan gelen 9 oyun nasıl paylaşılacağı kalıyor. Orada da Güney Amerika oyları McQuaid’a kayabilir.

Açıkça gözüküyor ki, ibre McQuaid tarafında gibi dursa da kesinlikle çekişmeli bir seçim olacak Cuma günü. Lakin yarışın en önemli muamması, McQuaid’in adaylığı. Tüzük üzerinde yapılacak olan değişiklikler UCI kongresinde reddedilir ve McQuaid’in adaylığı tehlikeye girer ve karşılıklı suçlamalar, ithamlar ve mahkemeler içeren bir süreç başlar tekrar.

Oy kullanmayacağımız için Türkiye açısından fazla bir şey söylemenin lüzumu yok. Federasyonumuzun kongreye sunduğu “başkan, başkan olduğu için aday olabilmeli” teklifi zaten nerede durduğumuzu gösteriyor.

Uluslararası arenada Türkiye Turu’nun kazandığı ıvme, kategori yükseltmedeki kolaylıkları halihazırdaki UCI yönetimi ile uyumlu çalıştığımızın göstergeleri. Bisikletin küreselleşmesi gibi bir olgu varsa, bundan karlı çıkanlar büyük bisiklet milletleri değil, Türkiye gibi ülkeler.

Son olarak olası bir McQuaid galibiyetinde Emin Müftüoğlu’nun UCI yönetim kurulunda yer alacak olmasını da eklemek lazım.

UCI Başkanlık Seçimleri
1 Comment

1 Comment

  1. Pingback: Sebastian Coe Atletizme Ne Vaad Ediyor? – Dağ Bisikleti Türkiye

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top