Olimpik Türk

IOC’de Bir Devrin Sonu: Jacques Rogge Giderken…

Büyük oyuncu Kevin Spacey’nin Netflix dizisi House of Cards’da söylediği bir laf var (bkz aşağıdaki fragman): “Power’s a lot like real estate: It’s all about location, location, location. The closer you’re to the source, the higher your property value”

Bugun Arjantin/Buenos Aires’te 9. IOC başkanı seçilecek. Aşağıdaki fotoğraf, 3-5 Temmuz’da Lozan’da düzenlenen IOC oturumuna katılan üyeleri gösteriyor. Lozan’a gelip fotoğrafta olmayan ya da Lozan’a gel(e)meyen üyeler de var. Orta halkadaki, bugün IOC başkanlığının son gününde olan Jacques Rogge. Diğer halkalar, bugün başkanlık seçimine çıkacak isimler.

Rogge’un hemen sağında Alman başkanlık adayı Thomas Bach, hemen solunda Singapurlu başkanlık adayı Ng Ser Miang. Onların biraz sağında Tayvanlı Wu Chiang-kuo duruyor. Fotoğrafın en sağında ise İsviçreli Denis Oswald. Son olarak en arka sırada Porto Rikolu Richard Carrion. Ukraynalı başkan adayı Sergei Bubka fotoğrafta yok. Adayların hepsi IOC yönetim kurulunda görev yapmışlar, Bach ve Miang halen IOC asbaşkanları.
Fotoğrafa bakarak bugün başa güreşecek olanlar kimler? En iyi “location” kimde? “Closest to the source” kim? Ya da “who will they see smiling at the edge of the frame?” lafı kime uyuyor sizce?
Günün sonunda ibreler Thomas Bach’ı gösteriyor. Bu tarz pozisyonlar için en gerekli özellik olan “profilsizlik”, hiçbir şekilde çıkıntılık yapmama… Biraz bu karmaşık ilişkiler yumağı ve Bach’ın Arap dünyası ile olan bağlarından Lozan dönüşü BBC Türkçe’de kulis haberlerinde bahsetmiştim.
Aşağıdaki fotoğrafta sol baştan saat istikametinde Bach, Miang, Carrion, Bubka, Oswald ve Chiang-kuo.

Bach hakkında daha yazacak çok zaman olacak. Onun yerine bugün başkanlıktaki son günü olan Rogge’dan bahsedelim.
IOC başkanı, dünya sporunun en kudretli adamı demek. Rogge’un bir defasında söylediği üzere, “ağzından çıkan tek kelime diplomatik kriz yaratabilecek” bir kişi IOC başkanı. Düşünün, olimpiyat tarihi boyunca 8 tane IOC başkanı olmuş. Aynı süre içinde ABD 20 defa başkan değiştirmiş, Katolik kilisesi 11 tane papa görmüş, Türkiye’nin cumhurbaşkanı sayısı bile daha fazla.

Sporculuk Yılları

1942 doğumlu Rogge küçüklüğünden beri spor ile içiçe. Dedesi Jules, profesyonel bisikletçi, babası Charles kürekte Belçika şampiyonu. Rogge’un ilk ilgilendiği spor yelken. Haftasonları ailece Nieuport ya da Zeebrugge’ye yaptıkları yelken seyahatleri ile başlıyor çok başarılı yelkencilik kariyeri. Aşağıdaki fotoğraf 1953’ten.

Belçika milli takımına giriyor, 17 yasında Yachting World Cadet Trophy’yi kazanıyor, 16 defa Belçika şampiyonu oluyor. Aynı zamanda Ghent hastanesinde ortapedik bir cerrah Rogge.
Rogge, olimpiyat aşkının 1960 yılında seyrettiği Roma oyunları ile başladığını söyledi hep. En etkilendiği sporcularda Danimarkalı yelkenci Paul Elvström ve Avustralyalı orta mesafe koşucusu Herb Elliot olmuş.
Rogge’un ilk katıldığı olimpiyat 1968 Meksika oyunları. Finn sınıfında 25. olmuş, ondan sonra 1972 Münih ve 1976 Montreal oyunlarına da katılmış (derecelerinde pek ilerleme yok ama). Bu yıllarda kışın da antrenman için rugby oynamaya başlıyor ve o kadar ilerletiyor ki, Belçika milli takımına seçiyorlar. Rogge’un rugby’nin 2016 Rio oyunlarına dahil olması konusundaki rolü için güreş ile ilgili ilk yazıya bakabilirsiniz. Aşağıdaki fotoğrafta Rogge 1968 Meksika oyunlarında.

Spor Yönetimi

Rogge 1972 oyunlarından sonra Belçika milli olimpiyat komitesi başkanı Raoul Mollet tarafından komiteye davet ediliyor ve kısa süre sonra Belçika’nın olimpiyat takımı başkanı oluyor. Bu konumda Belçika’yı 1976’dan 1988’e kadar yaz ve kış olimpiyatlarına götüren isim oluyor.
1987’de Belçika milli olimpiyat komitesi başkanı olan Rogge, 1991’de Mollet’nin halefi olarak Avrupa olimpiyat komiteleri birliğinin başkanı ve IOC üyeliğine seçiliyor. 1998’de IOC yönetim kurulu üyeliği, son derece başarılı geçen 2000 Sydney oyunlarından sonra da IOC başkanlığı.

IOC Başkanlığı

Rogge, spor kariyerinin en önemli hayal kırıklıklarından biri olarak 1980 Moskova olimpiyatının boykotunu gösteriyor: “olimpiyat oyunlarına katılmanın görevimiz olduğunu düşünüyorduk. Bugün dahi oyunlara katılma hakları ellerinden alınan sporcular için üzülüyorum”. Rogge’un bu sporcu odaklı tavrı, katıldığı bütün olimpiyat oyunlarında kendisine ayrılan lüks otellerde değil de olimpiyat köyünde kalmasıyla da kendini gösteriyor.
Rogge’un başkanlığının sloganı “sporun ana değerleri”. Doping, yolsuzluklar, olimpiyat oyunlarının balon gibi şişen bütçeleri mücadele etmek için yola çıktığı unsurlar. Doping konusunda başarılı denebilir, WADA’nın kuruluşu Rogge’un selefi Samaranch ile başlayıp Rogge’un devam ettirdiği ve sonuca ulaştırdığı bir süreç. Keza, Rogge’un başkanlığında IOC diğer uluslararası kurumlarla daha yakın işbirliği yapmaya başlıyor. Örneğin IOC başkanına, Birleşmiş Milletler’de “permanent observer” (daimi gözlemci) rolü veriliyor.

Bütün bunlara rağmen Rogge’un olimpiyat oyunlarının masraf kısmı, IOC’nin şeffaflığı vb. konularda çok da başarılı olduğu söylenemez.
Öte yandan IOC’nin Birleşmiş Milletler gibi bir kuruluş olduğunu da unutmamak gerek. En nihayetinde elde edilebilecekler de sınırlı. Rogge’un üzerindeki baskıyı görmek için 2001’de başkan seçilirkenki fotoğrafları ile şimdiki fotoğraflarını mukayese edin.
Rogge’un “2001’den beri arzumdu” dediği ve kendisinin en önemli mirası olarak gördüğü şey 15-18 yaş arası sporcular için hayata geçirdiği “Gençlik Olimpiyat Oyunları”. Belki de asıl olimpiyat oyunlarının patlayan bütçeleri ile mücadele edemediği için Rogge gençlik oyunlarının ufak, ucuz kalmasının, kendi kelimeleri ile “mini-olympic games” olmalarının gereğini vurguluyor.
Son olarak IOC’nin yayın hakları ve maddi konularda Rogge döneminde paraya para demediğini belirtelim. Aşağıdaki grafik IOC’nin yıllar içinde bilet satışları ve ulusal sponsorlar hariç, yayın ve ana sponsor gelirlerini gösteriyor (bu ana sponsorlar için bkz. Big Money yazısı, yayın hakları için bkz. Olimpiyatlarda Yayın Hakları). Görülüyor ki, Rogge döneminde gelirler, tam olarak ikiye katlanmışlar.

Rogge giderken dünya sporu açısından arkasında çok daha güçlü bir IOC bırakıyor, orası şüphesiz. Fakat yola çıkarken kendine koyduğu, olimpiyat oyunlarını dev bütçeli etkinlikler olmaktan kurtarma hedefine ulaştı mı, orası meçhul. 2020 oyunları için Güney Kore ve Japonya’nın yarıştığı 1988 oylamasından bu yana ilk defa bu kadar az şehir (sadece 3) aday oldu.
Belki Rogge’un başaramadığını, olimpiyatı dev bütçelerden uzaklaştırmayı ekonomik krizler başarır.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top