Olimpik Türk

Kırkpınar, Doping ve Şecaat Arzetmek

Türk sporunda atletizmden sonra güreş de dopingden nasibini alıyor, hem de benzer ölçülerde. Dün güreş federasyonu başkanı ve kariyerinde bir sporcuya nasip olabilecek en yüksek noktalarda defalarca bulunmuş eski güreşçi Hamza Yerlikaya bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamada 19 güreşçinin numunesinde doping maddesi tespit edildiğini ve bu sporcuların federasyonun disiplin kuruluna sevk edileceklerini belirtti. Bu isimler Mustafa Güngör, Bilal Kıvrak, Süleyman Aykırı, Ahmet Selbest, Murat Aydoğdu, Ali Altun, Cemalı Küçükgüçlü, Mustafa Seçim, Kürşat Şevki Korkmaz, Mustafa Ölmez, Özer Ay, Serhan Gökmen, Gökhan Arıcı, Sermest Bulut, Bekir Seçim, Kazım San, Sinan Kaya, Abdullah Kaçmazoğlu ve Ali Gürbüz.
Ali Gürbüz, son Kırkpınar başpehlivanı.
Buraya kadar son derece üzücü, ama normal olan gelişmeler Ali Gürbüz’ün Anadolu Ajansı (AA) muhabirine verdiği ifadelerle maalesef tam bir fecaat halini alıyor (vurgular bana ait):
Gürbüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doping testlerinin sonuçlarıyla ilgili gelişmeleri basın aracılığıyla öğrendiğini söyledi. Olayların ilk olarak İzmit’te başladığını, doping kontrolleri yapılacağının kendisine burada söylendiğini anlatan Gürbüz, sezon başında dizinden menüsküs ameliyatı geçirdiğini, bu nedenle orada sakatlığı nedeniyle güreşmek istemediğini kaydetti.
Kırkpınar’a yetişmek ve çabuk iyileşmek için dizinden kortizonlu iğneler kullandığını bildiren Gürbüz, “İçinde doping maddesi içeren maddeler var ama ben süresini Kırkpınar’a göre ayarlamıştım. Sadece ayağımı kuvvetlendirmek için kullandım. İzmit güreşinde test alacağız dediklerinde ben test vermedim. Zaten güreşmeye de gitmedim. Kırkpınar öncesi ‘doping kontrolü yapacağız’ dediler. Biz de tamam dedik. Dopingden kaçtığımız yok. Ondan sonra Kırkpınar’dan 10 gün önce test aldılar ve sonucu temiz çıktı. Bu 10 gün içinde ilaç kullanacak kadar amatör bir sporcu değilim, yıllardır bu işin içindeyim” diye konuştu.
Resmen itiraf
Gürbüz’ün bu söylediklerine biz Türkçe’de “şecaat arzeden merd-i kipti sirkatın söyler” diyoruz. Güreşçimiz, açıkça içinde Dünya Dopingle Mücadele Ajansı WADA’nın yasaklı maddeler listesinde olan ve doping sayılan unsurların bulunduğu maddeleri kullandığını, bunları kullanırken yakalanmamak için testlerde tespit edilebilecekleri süreyi hesapladığını, bu süre içinde doping kontrolünden kaçtığını söylüyor. Bütün bunlar olurken Türk spor basınından bir kişi de çıkıp “yahu birader, bu ne biçim iştir, adam resmen itiraf ediyor doping yaptığını!” demiyor.
İlk yapılan testin sonucunun negatif, daha sonra yapılan testin ise pozitif çıkmasının kafasında soru işareti oluşturduğunu vurgulayan Gürbüz, şözlerini şöyle sürdürdü:
“Acaba diyorum dizimden vurulduğum iğnelerden mi oldu? Çünkü Kırkpınar’da da sakattım, sakatlığım düzelmedi. İğne ile güreştim. Her turdan önce ağrı kesici iğne vuruldum. Kırkpınar güreşlerinden önce ’67 kişiden test alınacak’ dediler. Bir liste hazırlanmış ama bu listeyi kimin yaptığı, kimler tarafından hazırlandığı bilinmiyor. Sadece bana kadar 20-25 kişiden alındı, sonra testler bitti. Geri kalan 40 kişiden test alımı yapılmadı. Bizim kulübümüzden bütün başpehlivanlardan alındı. Rakibimiz olan iddialı başpehlivanların yanındaki kişilerden ve başpehlivanlardan alınmadı. Kulübümüzden 40 yaşında güreşi bırakmak üzere olan bir güreşçiye de test yapıldı. Daha önce dopingden yakalanmış kişilerden dahi test alınmadı. Burada bir dünya soru işaretleri var. Tabi ki biz bunu yargıya taşıyacağız, hakkımızı mahkemede arayacağız. Çünkü benim 10 gün önce temiz çıkmış raporum var. 10 gün sonra pozitif çıkıyor. Hangi madde çıkmış? Bununla ilgili ne kulübümüze ne de bana resmi bir açıklama yapıldı.”
Ali Gürbüz’ün numunesinde tespit edilen maddeler stanazolol ve dehydrochlormethyltestosterone. Her iki madde de 40 yıldır piyasada olan ve nispeten ulaşımı basit, kullanımı kolay oldugu için dopingden yakalanan Türk sporcularda sıkça rastlanan steroidler. Bu steroidlerin Ali Gürbüz’ün kullandığını söylediği kortizonlu iğneler ile alakası olması akla yatkın gözükmüyor.
Gürbüz, alınan test numunelerinin bazılarının Köln’e, bazılarının da Atina’ya gönderilmesinin doğru bulmadığını ifade ederek, Köln’deki doping merkezinin 5-6 ay öncesine kadar, Atina’daki merkezin ise 1 ay öncesinde kullanılan ilaçları bulabildiğini söyledi.
“Arada makine farkları var. Neden benimki Köln’e gönderildi de diğer başpehlivanların veya diğer sporcuların numuneleri Atina’ya gönderildi” diyen Gürbüz, “Burada uygulanan bir çifte standart var, bunların cevaplarını bekliyorum. Bu konuları mahkemeye de taşıyacağız” diye konuştu.
Atina + 1 ay planı tutmayınca
Gürbüz, alınan test numunelerinin bazılarının Köln’e, bazılarının da Atina’ya gönderilmesinin doğru bulmadığını ifade ederek, Köln’deki doping merkezinin 5-6 ay öncesine kadar, Atina’daki merkezin ise 1 ay öncesinde kullanılan ilaçları bulabildiğini söylüyor.
Bu ifadenin yanlışlığı bir kenara, Gürbüz’ün bu 1 ay-6 ay ayırımına dikkat etmesinin nedenini tahmin etmek güç değil. Kendi ifadesinde numune vermekten kaçtığını söylediği İzmit güreşi, Temmuz ayının ilk haftası düzenlenen Kırkpınar’dan neredeyse 1 ay önce 16 Haziran’da yapılan Sekapark yağlı güreş müsabakaları. Gürbüz’ün AA’ya “Kırkpınar’dan 10 gün önce test aldılar ve sonucu temiz çıktı” demesi de, “planı”nı Atina laboratuvarı ve aşağı yukarı Mayıs’ın ortasından itibaren “temiz” kalmak odaklı yaptığını düşündürtmeye yetiyor. Anlaşılan şimdi plan tutmayınca hayal kırıklığına uğramış, “neden Köln’e gönderdiniz?” diye hayıflanıyor. Bu yorumu destekleyen bir ifade de Atilla Gökçe’nin bugünkü yazısında belirttiği üzere “yakalanmayacak laboratuvara gönderelim, milli meseledir” deniyor olması.
Gürbüz, Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi’nin para ödülünü alacakları yönündeki açıklamalarına da değinerek, şöyle konuştu:
“Zaten para ödülünü vermediler, vermedikleri bir ödülü nasıl benden istiyorlar? Bir aydır arıyorum para ödülü ne zaman yatacak diye. Vermediği ödülü almaya kalkıyor benden. Belki kemeri geri vereceğim ama daha yaşım genç. Allah’ın izniyle cezamı bitirdikten sonra o kemeri tekrar alacağım. Dopingle bir sporcunun adının yan yana gelmesi güzel değil. Elbette eleştiriler olacak. Ben hakkımı yargıda arayıp tekrar sahaya çıkmak için mücadele edeceğim.”
Gürbüz, Antalya’nın son 10 yıldır Kırkpınar’da çok ciddi bir çıkış yakaladığına işaret ederek, Altın Kemer’in de ebedi sahibi olduklarını, alt ve üst boylarda ezici bir üstünlük sağladıklarını belirtti.
“Benim aklıma soru işaretleri geliyor, dizimden aldığım ağrı kesici iğnelerden şüpheleniyorum” diyen Gürbüz, sözlerini şöyle tamamladı:
“O olmasa bile yemeğime mi kattılar, içeceğime mi kattılar… Bu yıl Kırkpınar’da beni güreştirmemek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Kırkpınar’da ben zaten kontrol vereceğim ama gelip benden 10 gün önce kontrol istiyorlar. Ben bir yere kaçmıyorum ki zaten Kırkpınar’a çıkacağım. Beni Kırkpınar’da güreştirmemek için 10 gün öncesinden test aldılar. Eğer o pozitif çıksaydı beni güreştirmeyeceklerdi, amaçları buydu. Federasyon başkanımız bizi aradı. ‘Test vermezseniz Kırkpınar’da görüşemeyeceksiniz’ dediler. Böyle bir mantık olabilir mi? Maç yok, bir şey yok, test aldılar. O testlerde hiçbir sorun çıkmadı. Kırkpınar’da alınan test pozitif çıktı. Yargıda hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Bu yıl Kırkpınar’da yapılan testleri gerçekten dopinge karşı değil, bana ve kulübüme karşı yapılan bir mücadele olarak görüyorum.”
Gürbüz’ün kendisinden numune alınması karşısında duyduğu hayret de sporcumuzun doping kontrol sisteminin işleyişi, kendisinden kimin, ne zaman doping numunesi isteyebileceği konusundaki bilgi seviyesi hakkında da üzücü bir fikir veriyor.
Bunlar dışındaki ifadeleri bugüne kadar dopingden yakalanan sayısız sporcudan duyduğumuza benzer bir şekilde kendisine yapılan haksızlıklardan, komplo senaryolarından bahsediyor, maddelerin yemeğine katılmış olabileceğinden dem vuruyor.
Aynı kulüpten başka güreşçiler de var
Halbuki dikkat çeken bir başka nokta, Radikal gazetesinden Efkan Bucak’tan öğrendiğimiz üzere Hamza Yerlikaya’nın açıkladığı 19 isimden Ali Gürbüz dışında üçünün daha Belek Belediyesi Spor Kulübü sporcusu olması. Haziran ayında, İzmit’te Sekapark yağlı güreşlerinde doping testi yapılacağının duyurulmasından sonra er meydanını kisbet dahi giymeden terkeden sadece Ali Gürbüz değil, bütün Belek Belediye Spor Kulübü güreşçileri. İnsanın “hepiniz mi dizinizden kortizon iğnesi oldunuz?” diye sorası geliyor.
Neresinden tutsanız elinizde kalan bir doping hikayesi.
İstanbul’un 2020 olimpiyat adaylığı kapsamında dopingin birkaç yıl öncesine oranla çok daha tavizsiz takip edildiği düşünüldüğünde bu sporcuların hepsinin beklenen cezaları alacaklarını tahmin etmek güç değil.
Fakat insanı asıl korkutan, 7 Eylül tarihi geçtikten sonra, hele bir de olimpiyatı İstanbul alamazsa, ne olacağı. Muhtemelen gene eskiye döneceğiz, bu dönemde yapılan doping kontrolleri bize kısa süreliğine olsun Türk sporunun gerçek durumu hakkında ışık tutmuş ve geride pek çok hayalleri yıkılmış sporsever bırakmış olacak.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top