Olimpik Türk

Türkiye Futbol Federasyonu ve Doping

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bu hafta bir bildiri yayınlayarak “Türk futbolunda sistematik doping olmadığını” belirtti. FIFA’nın sayfasında da yayınlanan bu bildiride TFF geçmişe dönük yapılan testlerden ve negatif çıkan sonuçlardan bahsediyor.
Yıllarca FIFA başkanı Sepp Blatter’in “dopingin takım sporunda manası yok, futbol temiz” demeçleri bir kenara, futbol ve doping dendi mi ilk akla gelen şey “sahaya iğneyle çıkma”.

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı WADA istatistiklerinde futbol her ne kadar atletizm ve bisikletin önünde en çok numune test edilen spor olarak gözükse de bu pek bir anlam ifade etmiyor, çünkü haliyle futbolcu sayısı atlet ya da bisikletçi sayısından katbekat daha fazla. Türkiye’de lisanslı 597 bin futbol oyuncusu var, bunların 273 bin civarı faal sporcu.
TFF’te, 1993 yılında Şenes Erzik tarafından bir dopingle mücadele kurumu kurulmuş. Bu kurum, TFF’nin Türkiye’deki özel yapısı nedeniyle Milli Olimpiyat Komitesi Dopingle Mücadele Komisyonu’ndan (DMK) bağımsız. Bununla beraber TFF de yeni yayınladığı Futbol Disiplin Talimatı’nda da belirtildiği üzere dopingle mücadele konusunda DMK ve WADA yönetmeliğini uygulamak zorunda. (doping kural ihlali ve cezalar için ilgili Doping 101 yazısına bakabilirsiniz)
WADA bilgilerine göre TFF 2012’de 1300 müsabaka içi, 87 tane de müsabaka dışı numune almış. Özellikle dünyada futbolda 2012 yılında toplam 28 bin numune toplandığı düşünüldüğünde bu rakam hiç de az değil. Örneğin Almanya’da futbolda toplanan numune sayısı 1676, Britanya’da 1668. En çok test eden ülke İtalya (3525 numune). Ülkelerin federasyonlarından bağımsız olarak UEFA tarafından toplanan numune sayısı ise 2452.
İlgi çeken bir bilgi şu: TFF 2012 yılında 11 numunede “gaz kromotografisi karbon izotop kütle spektrometresi” kullanmış (Gas Chromatograph/Carbon/Isotope Ratio Mass Spectrometer – GC/C/IRMS). GC/C/IRMS tabii, yani vücudun ürettiği ve suni, yani dışarıdan alınan (=doping) steroid ve testosteronları ayırmaya yarıyor. WADA’nın bildirdiğine göre bu testlerin hepsi negatif çıkmışlar.
Genel olarak basına yansımasa da TFF düzenli olarak dopingli yakalanan sporcuların isimlerini ve cezalarını yayınlıyor. TFF’in Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) ve Tahkim Kurulu düzenli olarak doping cezalarını, tahkim sonuçlarını vs. açıklıyor. Bu kararlar futbolcular dopinge nasıl bulaşıyor, kararlara nasıl itiraz ediyorlar ve daha da ötesinde kararlar nasıl eğilip bükülüyor vb. konuları merak edenler tarafından ilgiyle okunacağına eminim. Yenilerden iki örnek:

Fethiye Spor Kulübü futbolcusu Anıl Abanoz

31 Aralık 2012 tarihli PFDK kararı 3 futbolcuya birden doping nedeniyle 2 yıl müsabakalardan men cezası vermiş. bunlardan biri de Fethiye Spor Kulübü oyuncusu Anıl Abanoz. A numunesinde “methylhexaneamine (dimethylpentylamine)” tespit edilmiş.
Elbette futbolcu buna itiraz etmiş. İtirazda WADA’nın yasaklı maddeler listesinde maddenin adının sadece “dimethylpentylamine” olarak yer aldığı, futbolcunun kullandığı ilacın etiketinde bu maddelerin isminin geçmediği belirtiliyor. Tahkim kurulu bu nedenle, CAS’ın daha önceki bir kararı da emsal gösterilerek, futbolcunun cezasını 2 yıldan 18 aya indirmiş.

Isparta Emre Spor Gençlik Kulübü oyuncusu Serdar Öztan

Amatör Futbol Disiplin Kurulu futbolcuya 18 Haziran 2012’de Clenbuterol (bisikletçi Contador’un kulakları çınlasın, bir ve iki) tespit edildiği gerekçesiyle 2 yıl hak mahrumiyeti cezası veriyor. Aynı şekilde futbolcuya clenbuterol verdiği için takım masörü İlker Yuvauç’a da 4 yıl ceza veriliyor.
Futbolcu ve masörün yaptıkları itiraz üzerine 28 Haziran 2012’de TFF Tahkim Kurulu 5 Temmuz 2012’de konunun görüşülmesine karar veriyor. Sonradan anlayacağız ki futbolcu itirazında clenbuterolun kendisine “ağır solunum sıkıntısı nedeniyle bilinci yerinde olmadığı bir esnada masörü tarafından verildiğini” belirtmiş.
5 Temmuz 2012’de tahkim kurulu görüşerek masörün cezasını 6 aya indiriyor, futbolcunun cezasını “olayda kusurunun veya ihmalinin bulunmadığı anlaşıldığından” tamamen kaldırıyor.
Bunun üzerine TFF Dopingle Mücadele Kurumu amiyane tabirle “bu ne lakaytlik” diye itiraz ediyor. Tahkim kurulu tekrar toplanıyor. 2 Ağustos 2012 tarihinde “yeni beyan ve tespitler” dikkate alınarak masöre 2 yıl hak mahrumiyeti veriyor, fakat futbolcunun durumunu yeniden görüşmeyi reddediyor.
Dikkat, şimdi işler çirkefleşecek.
Futbolcunun “yırttığını”, kabağın ise kendi başına patladığını gören masör bu sefer 7 Şubat 2013’te “tek enayi ben miyim?” diyerek ağız değiştiriyor:
“…evvelki ifadelerinin tamamının gerçeğe aykırı olduğunu, esasında futbolcu Serdar Öztan’ın anlatıldığı gibi ağır bir solunum sıkıntısı yaşamadığını, Ventoliber adlı ilacı teknik direktörün isteği ile başta Serdar Öztan olmak üzere birçok futbolcuya kendisinin verdiğini, Kurulumuz huzurunda yapılan önceki yargılamalarda gerçeğe aykırı beyanda bulunma kararını, futbolcu Serdar Öztan, teknik direktör ve kendisinin birlikte verdiğini, zira futbolcu Serdar Öztan ile teknik direktörün bunun karşılığında kendisine toplam 15.000 TL para vermeyi taahhüt ettiğini (para karşılığı gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu), daha sonra futbolcu Serdar Öztan’ın kendi girişimleri ile transfer olmasına rağmen kendisine sadece 2.400 TL verdiğini, bakiyeyi ödemediğini, teknik direktörün ise hiç ödeme yapmadığını, olayların bu şekilde gelişmesinden üzgün olduğunu, onuruyla yaşamak istediğini ve bu sebeple ifadesini değiştirdiğini, şimdiki beyanlarının ise gerçek olduğunu…”
söylüyor. Tahkim kurulu başka bir tanık futbolcunun şu ifadesini de dikkat alıyor: “…olay akşamı futbolcu Serdar Öztan ile aynı odada oldukları, gece geç saatlerde futbolcu Serdar Öztan’ın solunum zorluğu yaşadığı, ancak futbolcu Serdar Öztan’ın kendinde olduğu, baygın olmadığı…”
Bütün bunlardan sonra bilhassa tanığın Serdar Öztan’ın “bilinci açık” demesi nedeniyle tekrar başa dönüyoruz. Masöre 4 yıl, futbolcuya 2 yıl ceza geliyor.
Şimdi zurnanın zırt dediği yer şurası: söz konusu U-dönüşüne önayak olan ve Serdar Öztan’ın söz konusu akşam bilincinin açık olduğunu belirten tanık ifadesi Tahkim Kurulu kararında da belirtildiği üzere Haziran 2012’de alınmış bir ifade, yeni değil.
Ben hukukçu değilim, fakat yukarıdaki hikayeden Tahkim Kurulu’nun, TFF Dopingle Mücadele Komisyonu itiraz etmese, dopingli bir futbolcuyu cezasız salıvereceğini anlıyorum.
Düşünün ki bu olay 3. ligde oluyor, varın gerisini hesap edin. Eğer mideniz sağlamsa aşağıda Derin Futbol adlı programda bu olayın tartışılır gibi yapılmasını izleyebilirsiniz.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top