Olimpik Türk

Doping 101 – Doping Soruşturması, Cezalar, Tahkim, Temyiz

Doping 101 yazılarına devam edelim. Bu yazıda doping kuralı ihlali durumundaki disiplin işlemleri, yaptırımlar ve itiraz ile temyiz konularına bakalım.
Belki okudunuz, belki okumadınız: Bu yıl 49. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nu kazanan Torku Şekerspor bisikletçisi Mustafa Sayar’ın söz konusu yarıştan 1 ay önce Cezayir Turu’nda alınan idrar numunesinde EPO bulgusuna rastlandığı açıklandı. Bu konuda MTBTR’de birbirinden değerli olduğuna inandığım 3 tane haber yaptık:

  • İlk tespit ve Uluslararası Federasyon onayı: Mustafa Sayar’da EPO tespit edildi
  • Mustafa Sayar konuştu: “Doping yapmadım, labotaruvar hatalı
  • Testi yapan Fransız Chatenay Malabry laboratuvarının demeci: “Herşey prosedüre uygun
    Bütün bu Doping 101 yazılarını yazmamın nedeni bu konuda kendimi eğitmek, bilgilendirmek. Fakat sizin de vaktiniz varsa bu yazıları MTBTR’deki üç yazı ile mukayese ederek okuyun. Doping konusunda somut örnek analizi ile buradaki teorik bilgileri daha iyi değerlendirebilirsiniz.

    İlk adım: sorgulama/duruşma

    Disiplin işlemlerinden önce sorgulama süreci var. Bir önceki yazıda bahsettiğimiz sonuç değerlendirme sürecinden sonra ivedilikle sporcunun sorgulanması ve duruşmaya geçilmesi gerekiyor. Eğer doping numunelerinin değerlendirilmesi sonucu pozitif bulgu çıkmışsa, sorgulama yetkisi sporcunun bağlı olduğu federasyonun disiplin/ceza kuruluna veriliyor.
    Sorgulama/duruşmada sporcunun mağdur olmaması için çabukluk şart. Federasyon disiplin/ceza kurulu, pozitif bulgunun

  • tebligat tarihinden itibaren 14 gün içinde duruşma başlatmalı
  • tebligat tarihinden itibaren 20 gün içinde yazılı bir karara varmalı
  • tebligat tarihinden itibaren 30 gün içinde de kararın gerekçeli açıklamasını yazılı olarak sunmalı
    Sporcunun duruşma sırasında katılabileceği bir yarış vs. olursa duruşma daha da hızlandırılabiliyor.
    Duruşmada taraflar kimler? Federasyon disiplin/ceza kurulunun yönettiği duruşmada taraflar haliyle sporcu (+temsilcisi) ve DMK. Taraf olmadıkları sürece Uluslararası Federasyon, Milli Olimpiyat Komitesi ve WADA gözlemci olarak bulunabiliyorlar.
    Duruşmada haliyle adil duruşma ilkelerine riayet ediliyor.
    Sporcu isterse duruşma sırasında pozitif numuneyi kabul edip davadan çekilebiliyor, ayrıca pozitif bulgu kendisine haber verildikten 10 gün içinde ses çıkarmazsa da duruşma hakkından feragat etmiş oluyor.
    Duruşmada karar mercii kim? Elbette federasyon disiplin/ceza kurulu. Bu kurul doping kuralı ihlalinin (yani misal pozitif bulgu) bir karara bağlanmasında yetki sahibi. Bu yetki bayağı güçlü, çünkü federasyonun hiçbir nihai kararı doping testi sonuçlarında “adli bir hata olmadığı müddetçe” Tahkim Kurulu ve Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) dışında hiçbir mahkemede iptal edilemiyor, değiştirilemiyor.
    Aksini gerektiren özel bir durum olmadığı sürece duruşmalar kamuya açık. Davalı haliyle itiraz hakkına sahip. Taraflar temsilci, çevirmen vs. bulundurabilirler, tanık çağırıp dinletebilirler. Haliyle bütün duruşma kaydediliyor, kararlar yazılı ve imzalı oluyor. Duruşma sonuçlandıktan sonra kararlar taraflara ve WADA ile Uluslararası Federasyona bildiriliyor.

    Doping durumunda cezalar/yaptırımlar

    Derecelerin iptali: Öncelikle eğer pozitif numune bir müsabaka ve/veya turnuvada alınmışsa sporcunun o müsabaka veya turnuvada elde ettiği bireysel bütün dereceler, madalyalar vs. anında siliniyor. Müsabaka ile turnuva farkı şu: müsabaka örneğin 1500m koşu, turnuva bu koşunun içinde olduğu misal Avrupa Atletizm Şampiyonası.
    Bu duruma bir istisna var: sporcunun doping kuralı ihlalinde hatası veya ihmali olmamışsa ve turnuvanın diğer müsabakalarındaki performansı kural ihlalinden etkilenmiyorsa, diğer müsabakalarda elde ettiği dereceler iptal edilmiyor. Burada “doping” dediğimiz şeyin sadece “yasaklı madde” olmadığını ve “doping kural ihlali”nin oldukça geniş bir tanımı olduğunu da hatırlatalım.
    Hak mahrumiyeti: Şu andaki yasal düzenlemede sporcunun yasaklı madde ve/veya yöntem kullanması ve/veya bulundurması ve/veya kullanmaya teşebbüs etmesi ilk defa gerçekleşiyorsa hak mahrumiyeti, yani her türlü yarıştan vs. men, 2 yıldır.
    Keza örnek vermeyi reddetmenin, vermemenin, doping kontrolünde hile yapmanın da cezası 2 yıl.
    Yasaklı madde ticaretinin cezası 4 yıl ile ömür boyu arasında değişiyor. Eğer “sporcu destek personeli” reşit olmayan sporcuya yasaklı madde kullandırırsa doğrudan ömür boyu hak mahrumiyeti cezası var.
    Sporcunun nerede olduğunu bildirmemesi durumunda hak mahrumiyeti cezası ihlalin ağırlığına göre 1-2 yıl arasında değişiyor. Eğer bu bildirmeme/teste katılmama ardarda 3 defa olursa ceza doğrudan 2 yıl oluyor.
    Öte yandan cezayı hafifleştirici durumlar da var: sporcu “tanımlanmış maddenin” kendi vücuduna nasıl girdiğini açıklarsa, maddenin performans arttırma amacı taşımadığını kanıtlarsa ceza uyarı cezası ile 2 yıl arasında değişebiliyor. Not düşelim, tanımlanmış madde ile yasak madde aynı şey değil. Tanımlanmış madde doping olmak zorunda da değil. Örneğin kahvedeki kafein tanımlanmış madde ama yasak madde değil (en azından belirli bir seviyeye kadar).
    Keza sporcunun vakada kusur veya ihmalinin olmadığını kanıtlaması halinde hak mahrumiyeti cezası uygulanmaz ve/veya indirime gidilebilir, ama sporcunun bilhassa yasaklı madde tespitinde maddenin onun vücuduna nasıl girdiğini kanıtlaması zorunlu.
    Hak mahrumiyeti cezasının hafifletildiği bir durum da sporcunun dopingle mücadele kural ihlallerinin ortaya çıkarılmasında somut destek vermesi, bir nevi tanıklık yani. Eğer doping kural ihlalini gerçekleştiren kişi bu desteği sağlarsa DMK, WADA ve Uluslararası Federasyon onayı ile hak mahrumiyeti cezasının dörtte üçüne kadar olan bir kısmını (yani örneğin 2 yıllık cezanın azami 18 ayını) askıya alabilir (yani 2 yıllık ceza en iyi ihtimalle 6 aya indiriliyor). Bu durumda ömür boyu men cezası 8 yıla inebilir.
    Bir diğer hafifletici durum sporcunun dopingi kendisinden örnek alınmadan itiraf etmesi ve bu itirafın tek kanıt olması durumunda hak mahrumiyeti cezasının en fazla yarısı indirilebilir (örneğin 2 yıldan 1 yıla). Haliyle sporcunun itirafı kendiliğinden yapması gerek, yakalanacağını anlayınca değil.
    Yukarıdaki gerekçelerin kombinasyonu da hak mahrumiyetinde indirim sağlıyor. Fakat birden fazla gerekçenin geçerli olduğu durumda dahi hak mahrumiyeti “asıl cezanın” dörtte birinden az olamıyor (örneğin 2 yıllık ceza en iyi ihtimalle 6 aya indiriliyor).
    Diğer yandan cezayı ağırlaştırıcı durumlar da var. Her şeyden önce sporcunun doping kuralı ihlalini bilerek işlemediği konusunda sorgulama makamını ikna edememesi durumunda ceza 4 yıla kadar çıkarılabiliyor. Keza organize bir suç grubu şeklinde doping yapmak, birden fazla yasaklı madde kullanmak, sorgulama da aldatıcı vs. açıklamalarda bulunmak gibi nedenler cezayı arttıran unsurlar.
    Önemli bir nokta birden fazla doping ihlali durumu, yani sporcu doping yapmış, yakalanmış, gene yakalanıyor. Aşağıdaki tablo birinci ve ikinci kural ihlalleri durumda uygulanacak olan ceza aralıklarını gösteriyor. Sporcunun birinci kural ihlalinin mahiyetine göre ikinci kural ihlalinde verilecek ceza da değişiyor. Önemli olan dizeyde birinci ve ikinci ihlallerin mahiyetinin kesiştiği kutuyu bulmak.

    Bunun daha da kötü hali 3. kez gerçekleşen kural ihlali. Bu durumda yukarıdaki hafifletici sebeplerden biri söz konusu değilse ceza daima ömür boyu hak mahrumiyeti. Eğer hafifletici bir neden bulunursa en iyi ihtimalle 8 yıla inebiliyor.
    Peki ceza ne zamandan itibaren başlıyor? Bu nokta önemli. İki tane uygulama var. Öncelikle sporcunun numunesinin pozitif çıktığı veya diğer bir dopingle mücadele kuralı ihlalinin gerçekleştiği tarihten itibaren geçici hak mahrumiyeti başlatılır ve o tarihten itibaren elde edilen bütün müsabaka sonuçları iptal edilir, ödüller, madalyalar geri verilir vs.
    Asıl hak mahrumiyeti cezası ise yukarıda da belirttiğimiz üzere sorgulama kararının verildiği tarihten (veya sporcunun sorgulamadan feragat ettiği tarihten) itibaren başlıyor. Bu durumda kural ihlalinden soruşturma kararına kadar sürede geçerli olan geçici hak mahrumiyeti toplam hak mahrumiyetinden düşülebiliyor. Keza soruşturma sırasında sporcudan kaynaklanmayan gecikmeler de hak mahrumiyeti süresinden düşülebilir.
    Hak mahrumiyeti tam olarak ne demek? Basit bir ifadeyle hak mahrumiyeti alan sporcunun hiçbir müsabakaya veya faaliyete, herhangi bir profesyonel lig veya turnuvaya hiçbir sıfatla katılamaması demek.
    Hak mahrumiyeti süresince yarışırsa sporcu cezası ağır. Bu durumda katıldığı müsabakada elde ettiği dereceler haliyle iptal ediliyor ve hak mahrumiyeti o tarihten itibaren sıfırdan başlatılıyor.
    Hak mahrumiyetinin bir götürüsü daha var. Sporcu kulübünden, federasyondan, hükümetten vs. aldığı her türlü maddi yardımı kaybediyor.
    Sporcu hak mahrumiyeti sonrasında tekrar spora dönmek isterse de gene normal doping kontrolü, yer bildirme, havuza dahil olma vb. prosedürler başlatılıyor.
    Takım sporlarında durum ne? Bir turnuvada takımın birden fazla oyuncusunda doping çıkarsa takıma hedefe yönelik doping kontrolü uygulanmaya başlanır, takım ceza alabilir (puan silinmesi, turnuvadan ihraç vs.).

    İtiraz hakkı ve temyiz

    Haliyle bu kadar hukuki çerçevede yürüyen bir doping prosedürünün itiraz hakkı da, temyizi de mevcut. Kabaca söylemek gerekirse dopingle mücadelenin neredeyse her unsuruna itiraz hakkı var. Soruşturma kararlarına, dopingle mücadelenin usulüne, verilen ceza/hak mahrumiyetine, numunelerden elde edilen bulgulara…
    Uluslararası düzeydeki sporcular için ve uluslararası düzeyde bir turnuva/müsabakadan doğan doping kural ihlali durumunda tek itiraz mercii Spor Tahkim Mahkemesi, CAS.
    Ulusal düzeydeki sporcular ve ulusal düzeyde bir doping kural ihlali durumunda itiraz mercii ilgili federasyonun tahkim kuruludur.
    Özel bir neden yoksa kamuya açık olan tahkim kurulundaki duruşmalarda geçerli bir sürü hukuki kural var. Bu kurallar yukarıda saydığımız, federasyon disiplin/ceza kurulu soruşturmasındaki kurallara benziyorlar. Önemli olan nokta tahkim kurulundaki davaların en fazla 3 ay içinde sonuçlandırılma mecburiyeti. Bunun dışında

  • kurula tayin edilen üyelerin davayla ilişkisi olmamalı
  • tahkim kurulu yardım için uzman tayin edebilir
  • tahkim kurulu başkanı yetersiz üyeleri değiştirebilir
  • DMK tahkim kurulu duruşmasına taraf olara katılabilir
    keza taraf olmamak koşuluyla WADA, milli olimpiyat komitesi ve Uluslararası Federasyon da duruşmada gözlemci olarak bulunabilirler.
    Gene aynı şekilde taraflar temsilci, tercüman, tanık bulundurabilirler, duruşmalar kaydedilir vs.vs.
    Yazılı olarak açıklanması gereken tahkim kurulu kararı, heyetin çoğunluğu ile belirleniyor ve karar yolundaki müzakere kamuya açık değil.
    Peki kimler kararlara itiraz hakkına sahipler? Bu durumda da ulusal/uluslararası ayrımı var.
    CAS’a başvuru hakkına sahip olanlar haliyle doping kural ihlali ile suçlananlar (sporcu ve/veya üçüncü şahıslar), karardaki diğer taraflar, ilgili ulusal federasyon, ilgili dopingle mücadele kuruluşu, kararın olimpiyat oyunları ile bir ilgisi varsa uluslararası olimpiyat komitesi veya paralimpik komite ve son olarak da WADA.
    Ulusal düzeyde ise gene kural ihlalini gerçekleştiren sporcu, kararın diğer tarafları, ilgili Uluslararası Federasyon, ilgili dopingle mücadele kuruluşu ve WADA. Ulusal düzeydeki kararlarla ilgili ilginç bir nokta WADA ve ilgili Uluslararası Federasyonun CAS nezdinde itiraz etme hakkı olması. Yani örneğin WADA, “ulusal federasyonun tahkim kurulu sporcuyu haksız yere akladı” diye CAS’a itiraz edebiliyor.
    Son olarak ilginç gelebilir diye CAS’a temyiz başvurusu için gerekli süreyi de verelim: temyiz edilen taraf tarafından alınan karardan sonra en geç 21 gün içinde başvurunun yapılması gerekiyor. Karara taraf olanlar, kararın tebliğinden sonra 10 gün içinde kararın yazılı bir kopyasını talep edebilirler. Böyle bir talep olursa kararın kopyası gelene kadar geçen süre 21 güne ekleniyor.
    WADA’nın temyiz başvurusu için süre biraz daha esnek tutulmuş: gene süre 21 gün, fakat süre davanın taraflarının başvurma hakkı sonlandıktan veya karara ilişkin dosyanın tamamının WADA’ya ulaşmasından sonra başlıyor.
    Doping 101 serisinde dünyada ve Türkiye’de dopingle mücadele organizasyonunun nasıl olduğuna dair son bir yazı daha yazacağım.

    Click to comment

    Leave a Reply

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • To Top