Olimpik Türk

Bayrak Yarışında En Hızlı Yüzücü En Son (mu) Atlar(?)

Yüzmede bayrak yarışlarında takımı oluşturan 4 kişinin suya hangi sırayla atlayacağı kurayla belirlenmiyor haliyle. Genel teamül, bayrak yarışında en hızlı yüzücünün suya en son atlaması şeklinde. Son atlayana Ingilizce’de “Anchor” deniyor, bayrakta “demiri atan” o yani.

Bu durum sadece yüzmede geçerli değil. Olimpiyat oyunları esnasında görüldüğü üzere örneğin 4x100m kosuda Jamaica takımının son atleti Bolt’tu daima.
Neyse biz gene yuzmeye donelim. Basit bir düşünceyle aslında sıranın pek de önemi yok denebilir. En nihayetinde ortada bir yarış var ve yüzenler ellerinden gelenin en iyisini yapacaklar. Dolayısıyla kimin önce kimin sonra atladığının pek bir önemi yok. Fakat iki tane faktör kazın ayağının böyle olmamasında rol oynuyorlar:

  • ”son şans” psikolojisi
  • fazla bilgi ve hızını kontrol edebilme yetisi
    ”Son şans” psikolojisi biraz daha önce yazdığımız “spit-time” analizine benziyor. Son atlayan yüzücü artık rakiplerle aradaki farkın kapanması için, eğer önde gidiliyorsa rakiplere geçilmemek için son şans. Dolayısıyla “en hızlı” yüzücünün suya en son atlaması takımın en önemli kozunu en sona saklaması demek. Son atlayan yüzücü de bunun bilincinde haliyle.
    İkinci nokta son atlayanın yarışın gidişatı hakkında en fazla bilgiye sahip olması. Haliyle ilk atlayan suya en az bilgiye sahip. Yüzerken yanlardan olanı biteni görebilse de aslında kaçıncı oldukları konusunda havuzdayken pek bir fikri yok. Son atlayan ise tam tersine yarışta olan biteni o zamana kadar seyretmiş, sıra kendisine geldiğinde ne yapılması gerektiğini en iyi bilen kişi. Bu durumu kullanmak için tabii en son atlayan/en hızlı yüzenin gücünü en iyi kontrol edebilme yetisine de sahip olduğunu kabul etmek gerek.

    Arda Gürdal 4×100 Serbest Bayrak’ta Neden İlk Atladı?

    Peki madem öyle de Türkiye rekortmeni Kemal Arda Gürdal takımımızın tarihinde ilk defa final yüzdüğü 4×100 serbest yarışında (ve elemesinde) neden hep ilk atlayan oldu, en son atlaması gerekmez miydi?
    Teoride öyle. Fakat milli takımımızın genç ve başarılı antrenörü Erkan Mutlu tercihini Arda Gürdal’ı elemelerde de finalde de birinci çıkarmaktan yana kullandı ve bunu “takımın yarışa hızlı başlayarak yarışta kalmaları için” yaptığını belirtti.
    Bu anlaşılabilir bir şey, aşağıdaki çizelgelerde de göreceğiniz üzere birinci 100m sonunda daima ortalarda yer alıyoruz ve biraz kaba bir ifadeyle yarışın geri kalanında Arda’nın derecesinden yiyoruz. Birinci tur sonunda ortalarda yer almak arkadan gelenlerin psikolojisi için muhtemelen yarışa asılma konusunda çok büyük bir motivasyon demek. Düşünün, siz 3. ya da 4. atlıyorsunuz, takımınız ortalarda bir yerlerdeyken mi daha iyi yüzersiniz yoksa fark yemiş bir halde sonuncuyken mi?

    Son atlayanın derecesinin nasıl iyileştiği konusunda bir doğrulama da elemelerde son atlayan Doğa Çelik ile finalde son atlayan Kaan Türker Ayar’ın dereceleri. Elemelerde havuza son atlayan Doğa Çelik (atlama avantajını bir kenara bırakırsak) 47:59 ile takımın en iyi derecesini yapıyor. Finalde ise 3. atlayınca derecesi 47:96, takriben 1/3 saniye daha yavaş. Kaan Türker Ayar ise finalde son atlayan sporcumuz, 49:68 yüzmüş. Elemelerde 3. atladığındaki derecesi 50:17, yani yarım saniye daha yavaş. Açıkça görülüyor ki son atlayan hakikaten canını dişine takıyor.

    Click to comment

    Leave a Reply

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • To Top