Olimpik Türk

ATP World, Djokovic / Federer / Murray

Gectigimiz gunlerde Londra’da tam adiyla Barclays ATP World Tour Finals dünya siralamasinda en iyi 8 teniscinin (Rafael Nadal’in sakatligindan dolayi bu yil 9. siradaki Sirp Janko Tipsarevic de katildi.) katilimiyla yapildi. Anlayacaginiz uzere dehset bir turnuva. Hangi maca bilet alsaniz karsiniza dunyanin en iyi oyuncularindan biri cikiyor. Zaten oyle olmasi gerekli, cunku turnuvanin yapisi geregi (ilk 6 gun grup siralama maclari, 7. gun yari finaller, 8. gun final) A ve B olmak üzere iki grupta yapilan maclarin kimler arasinda oldugu mactan 1 gün once aciklandigindan hedefe yonelik bilet aramak ve bulmak zor. Fakat biraz stresli de olsa ATP Dunya Siralamasi’nin ilk ucunu (Djokovic, Federer, Murray) canli seyrettik.

Djokovic – Murray (MMK)

Final niteligindeki bu mactan once Murray’in en son US Open ve ondan once de olimpiyat birinciligi sayesinde arkasina aldigi ruzgar ve dunya siralamasindaki 1. sirada olan Djokovic’in hasta babasi turnuvaya gelirkenki saha disi faktorler denebilir. Oyuncular en son Sangay’da final oynamis ve gülen taraf Djokovic olmustu. Ikili bu turnuvanin 3. gününde grup ici maclarinda eslesti.

Turnuva karsilasmalari paralimpik oyunlarda basketbol karsilasmalarina ev sahipligi yapan O2-Arena’da gerceklesiyor. Gündüz ve aksam seanslari olmak üzere her gün ciftler ve tekler olarak ardarda iki mac yapilmakta. Yani gündüz seansi biletinizle tekler karsilasmasindan önceki ciftler macini da izleyebiliyorsunuz. Hal böyle olunca tribünlerin nispeten bos oldugu Mirnyi/Nestor -Marray/Nielsen macinin da bir kismini izledik.

Tekler maci basladiginda ise salonun büyük bir kismi doluydu. Maca hizli baslayan taraf Murray oldu. Ilk iki oyunu rahatca alip ilk seti 6-3 kazandi. Ikinci seti Djokovic’in almasiyla heyecan dolu 3-set basladi. Maca giderken salonun büyük bir kisminin Iskoc olan Murray’i destekleyecegini düsünüyordum, fakat son sete kadar salonda her iki taraf icin de tezahürat duymak mümkündü. En nihayet son setin heyecani ve Murray’in geriden gelip aldigi oyunlarla durumu 5-5 yapmasi üzerine, salondakiler bana Londra’da oldugumu hatirlatti. Inanilmaz bir Murray tezahürati basladi.

Murray, Djokovic’in aksine tribünden cok etkilenen bir oyuncu. Son dakikalarda tam servis atmak uzereyken aradan gelen birkac Djokovic tezahürati Murray‘in servis tekrarlamasina, topa vurmak icin uzun süre beklemesine ve de sinirlerinin bozulmasina sebep oldu. Ama salon Murray diye inlerken Djokovic oyununa aynen devam edebildi ve sakin kaldi. Bunun sonucunda da son seti 7-5 kazanarak, ikibucuk saat süren mactan 2-1 galip ayrildi. Zaten macin son dakikalari gergin olan Murray macin bitiminde rakibini söyle bir tebrik edip, tribünlere bile bakmadan esyalarini toplayip yaklasik 30 saniye icinde ortadan kayboldu.

Federer’e Odul

Macin sonunda ise bizi bir süpriz bekliyordu. Diger grupta yer alan Federer’e “Taraftarin Sevgilisi ve Sportmenlik” ödülü verilecegi aciklandi (Fan’s Favourite and Sportsmanship Awards). Anonsu dinlemediklerinden mi yoksa Murray’in yenilmesine bozulduklarindan mi bilmem ama mac bitiminden yaklasik 10 dakika son gerceklesen ödül töreninde seyircilerin cogu gitmisti. Biz de o ana kadar Federer maci seyredememis olsak da böyle bir ödül törenini yakalamis olmanin mutlugu ile salondan ayrildik. Federer’in taraftarin sevgilisi odulunu 10. defa, Stefan Edberg adina verilen sportmenlik odulunu de 8. defa aldiginin altini cizelim…

Federer – Murray (CK)

Herkesin sevgilisi Federer…

Federer’in 10. defa taraftarin en favori teniscisi odulunu almasi neden? Bu soruyu Pazar aksami muhtesem bir yerde olan biletimiz elimizde kortun bulundugu salona girerken de dusunduk. Hakikaten Roger Federer, Andy Murray’in bizzat mactan sonra yakindigi gibi oynadigi butun maclarda, dunyanin neresinde olursa olsun Isvicreliler disinda da cokca sevilen bir tenisci (bizim tarafimizdan da). Yarifinal aksami O2 Centre’da da Federer Murray’den daha fazla tezahurat gordu.

Mutevazi, mazbut aile/iki cocuk babasi, karisini parayi gorunce manken grubu arasindan degil, 18 yasinda gittigi 2000 Olimpiyat Oyunlari’nda olimpiyat koyunde oglen yemegini ayni masada yerken tanimis (Mirka Vavrinec/Federer, o da tenisci), surekli bir gulumseme var yuzunde. Ayaklari yere basiyor, ne oldum delisi degil, facebook sayfasinda muzip mesajlar atiyor… (son uc ozelligi icin “cok iyi … gibi yapiyor” da diyebilirsiniz, bilmiyorum, fakat zannetmiyorum.) 2012 Wimbledon’i kazandiktan sonraki tavrina, karisinin tebrik etmesine vs. bakin.

Bunlarin disinda onemli bir nokta muhtemelen yaptigi sporu “savasir” gibi yapmamasi. Bu ne demek? Federer’i seyretmenin inanilmaz derecede zevk vermesi demek.

1) Bagirmiyor. Teniste kesinlikle en illet oldugum sey bagiran tenisciler. Ben buraya kibarligimdan “bagiran” diyorum, siz honkuren, inleyen, hatta cekinmeyin, aniran diyebilirsiniz. Rus/Dogu Avrupali genc kizlarin oynadigi kadin tenisini icinde porno gecen fikralara konu eden bu “grunting” (Ing. terim bu) olayi tenisin butun zevkini aldi goturdu. Bunu fizyolojik olarak aciklamaya calisanlar da var, “rakiplerin dikkatini dagitmak icin yapiyorlar” diyenler de. Her halukarda bagiran tenisci izleyici acisindan tenis zevkini fazlasiyla tehdit ediyor. Bagirma konusuna baska bir yazida gelecegim, fakat tenisi bagirmadan, inlemeden oynamak, oyuna bir elegans, bir zerafet ve asalet katiyor. Murray bagiriyor, Djokovic bagiriyor. Federer bagirmiyor.

2) Tek elle “backhand”. Bu da benim icin cok onemli bir faktor. Iki elle backhand atmak yeni bir sey degil. Youtube’da Bjorn Borg videolarina bakin, o da yapiyormus, Agassi de atiyordu (fakat Federer’e pek benzettigim diger favori teniscim Sampras da tek el atardi). Tek elle vurdugunuz zaman topa verdiginiz spin daha kuvvetli oluyor haliyle, arkasinda yatan ana neden bu. Fakat dogal olarak hizdan kaybediyorsunuz. Cift elle backhand’in son yillarda yayilmasinin arkasinda hiz odakli bir tenis oldugunu zannediyorum. Federer’in nispeten “yavas” bir kort olan Wimbledon’i, hizdan feragat edip tek elle backhand atarak 7 defa kazanmis olmasi bu nedenle inanilmaz.

Sonuc olarak Federer tenisi cok zarif, sanki zorlanmiyormuscasina oynuyor. Bu oyun tarzi ile tenisi seven birinin Federer’e hayranlik duymamasi imkansiz.

…bir turlu sevilmeyen Iskoc Murray

Murray agziyla kus tutsa bu memlekette onu sevmeyen bir grup insan olacak. Bunun birkac nedeni var. Birincisi Murray Iskoc. Dusunun, “bonfire night”a adini veren Guy Fawkes (gencler V for Vendetta filmindeki maskenin sahibi olarak taniyacaklar) Iskoc kraliyken Ingiliz ve Irlanda krali da olan I./IV. James’i havaya ucurmak istiyor, yakalaninca gerekce olarak da “siz Iskoc dilencileri geldiginiz daglara geri gondermek icin yaptim” diyor. Memlekette de bu olay her 5 Kasim’da havai fisek atislariyla kutlaniyor. Sen gel de simdi bir Iskoc olarak, hem de Iskocya’nin bagimsizlik referandumunu dusundugu bir donemde, boyle bir ulkede sevil.

Murray’in Iskoc olmasina ek olarak biraz nobran bir hali de yok degil. Iki macini seyrettik, Joker’e de Federere’de yenildikten sonra kustu, tribunden laf atanlara sinirlendi, cantasini alip aninda kortu terketti.

Andy Murray ile gectigimiz haftalarda tenis ve bisiklette doping ile doping testleri konusunda ufak bir de tartisma yasandi. Ilgilenenler twitter hesabimizdan geriye donuk arayabilirler.

Ha bir de “bagiriyor”.

Maci anlatmanin pek geregi yok. Murray hizli bir sekilde Federer’in servisini kirarak basladi, fakat Federer, Murray’in cift hatasindan da faydalanip geri donup ilk seti tie-break’e goturdu. Tie break’te Murray raketini degistirirken laf atanlar oldu. Murray tribunlere cok hassas biri ve bu ozelliginden kurtulmasi lazim. Hocasi Ivan Lendl mi ogretir yoksa baska bir yolunu mu bulur bilmiyorum. Ama Djokovic macinda oldugu gibi burada da iki laf atimi konsantrasyonunun dagilmasina ve tie-break/seti kaybetmesine yetti. Ikinci sette zaten Federer’in mutlak hakimiyetini izledik.

Cok guzel bir aksamdi. “Dunya gozuyle goremeden tenisi birakti birakacak” demeyecegim en azindan.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top