Olimpik Türk

2 Eylul – Voleybol, Halter (Ozlem Becerikli) ve Boccia

Paralimpik oyunlarini, ne oldugu pek farketmiyor, aglamadan seyretmek pek mumkun degil, onu anladim. Cok sukur kisa sureli de olsa, “engelli olmak” hakkinda kisisel tecrubem de var, bu yuzden insanin “birseyleri yapamamasi” ve o yapamama durumunu boylesine olaganustu bir performansa donusturmek ne demek, kismen de olsa anlayabiliyorum. Bu konuya bir mim koydum, donecegim bir baska yazida.

2 Eylul Pazar gunu cok guzel gecti, neden? Excel Centre icin “day pass”imiz vardi da ondan. Bir defa kapagi iceri attiktan sonra orada oynanan musabakalardan begen begenebildigini! Biz de once oturarak voleybolla basladik, sonra Ozlem Becerikli’yle bronz madalyada agladik, akabinde bugune kadar yazlari Fransa sahillerinde gordugumuz bir oyunu, Boccia’yi seyrettik. Sirasiyla bakalim.

Oturarak Voleybol

Cok kisa kurallardan bahsedeyim:

Oturarak voleybol 1980’den beri paralimpik oyunlar kapsaminda, 2004 Atina’dan beri de kadinlara acik bir dal. Altisar kisilik iki takimla (genelde ucerli iki sira halinde diziliniyor basta), alcaltilmis bir ag ile oynaniyor. Asil onemli kural, herhangi bir sekilde vurus yapildigi anda vucudun popo ve omuz arasindaki bir kisminin yerle temas etme zorunlulugu. Yani ya oturacaksiniz, ya kaykilacaksiniz, ya da yatacaksiniz.

Paralimpik oyunlarin hepsi gibi disaridan bakildiginda nispeten kolay, ama denenince ne kadar zor oldugu anlasiliyor. Oturdugunuz yerden, sadece ust vucudunuzun hareketleri ile voleybol gibi hizli bir spora adapte olmak, o topu yakalayip karsi sahaya atabilmek, bloklamak vs. kolay degil.

Paralimpik oyunlardaki oturarak voleybolda engelinizin ne oldugu onemli degil. Fotograflarda da gozukuyor, ornegin bacaklariniz gayet iyi durumda ama bir kolunuz ampute ise de bu sporu yapabilirsiniz, bir bacaginiz ampute ama belden yukariniz engel yoksa da… Yani onemli olan, olimpik voleybolda bir sekilde oynayamayacak olmaniz.

Oturarak voleybolda Ukrayna – Hollanda macina girdik. Ukrayna, oyuna basindan sonuna kadar hakimdi. Bugun (5 Eylul) yarifinalde ABD ile karsilasacaklar. Buraya gelene kadar grupta 3 mac oynadilar, Japonya’yi ve Britanya’yi 3:0, Hollanda’yi da 3:1 yendiler.

Ukrayna paralimpikte pek cok dalda cok iyi. Bunun niye oldugunu BBC Turkce’de guzel bir video ile anlatmislar.

Halter – Ozlem Becerikli

Halter konusunda sayfada daha once yazdik. Bu sefer -56kg’da 7 sporcu yaristilar. Ilk haklarda kaldirilacak agirliklara bakinca zaten bronz disinda sansimizin olmadigi anlasildi. Misirli Fatma Omar acilisi 132 kilodan, Nijeryali Lucy Ejike 135 kilodan yaptilar, Ozlem ise ilk hakkinda 115 kilo denedi. Bu uclu zaten kursuye cikan grup.

Bu uclu kadar Malezyali ve Ozbek sporcular icin de tezahurat yapildi. Ozellikle zaten dusuk bir agirlikla baslayip hicbir hakkinda basarili olamayan Ozbek sporcu… Bu “kaldiramama” olayi tabii hakem karari gene. Biz tribunden seyredip, “ne guzel kaldirdi” diye alkisa basliyoruz, sonra iki kirmizi bir beyaz cikip gecersiz sayiyor…

Ozlem 3. hakkinda 118kg denedi. Cikti tunelden, kendinden emin adimlarla tebesirin basina geldi, ellerini sivadi. Gene kendinden emin adimlarla banka gitti, yatti ve kaldirdi. Cinli rakibi de 118 deneyip basarili olamayinca anlasildi ki Ozlem bronz madalyayi alacak.

Ozlem’den sonra halihazirda dunya rekorunun sahibi Nijeryali Ejike ile Misirli Omar arasindaki cekismeyi seyrettik. Omar zaten 141.5kg ile Pekin oyunlarinda dunya rekorunu kirmisti. Omar burada 3. hakkinda 142kg’ kaldirip once bir dunya rekoru kirdi. Sonra kendisine verilen 4. hakki da kullanip 143kg’nun altina girdi. Kaldirmasiyla dogrulup ellerini cirpmasi, opucukler atmasi bir oldu.

Daha once de yazdigim uzere kadin sporcularin basarilari, hele de Musluman ulkelerden gelen kadin sporcularin basarilari cok onemli. Hem Turkiye’ye paralimpiyatta bir bronz kazandiran Ozlem, hem Arap Bahari’nin ertesinde siyasi durumu nispeten muallak olan bir ulkeden gelip, 40 yasinin esiginde dunya rekoru kirip paralimpiyat altini kazanan Fatma… Kadinlarin gururu.

Ozlem’in madalyali ve aglarken fotografini bizim basin cok gosterdi (o sirada biz de salya sumuk agliyorduk.) O fotograf kadar, belki ondan da guzel bir diger fotograf da uc sporcunun birbirleriyle sarilip, opusup beraber verdikleri pozlardi. Bu pozlari da gosterse ne guzel olur basin.

Dunya Serebral Palsi Gunu ve Boccia

Boccia’yi bilhassa Fransa’ya tatile gidenler bilirler. Ben paralimpik bir oyun oldugunu bu oyunlarda ogrendim (zaten bu oyunlarin ogretici degeri olaganustu oldu.)
Boccia’nin odaklandigi “engel” dun dunyada ilk defa ozel bir gunle anilan “serebral palsi”. Bu cocuklukta gorulen bir noromuskuler hastalik. Cok kabaca ifade etmek gerekirse kaslarin beyin ile kontrol edilememesi. Bu duruma sahip sporcularin boccia gibi bir oyun oynadiklarini seyretmek insanda karmakarisik bir ruh hali yaratiyor. Ne de olsa bocciada elinizdeki topu ortadaki hedef topa mumkun oldugunca yakin duracak sekilde atmaya calisiyorsunuz.

Biz en cok onumuzdeki Cin ve Kanada macina konsantre olduk. Bilhassa Cinli iki sporcunun kontrol edemedikleri gayet belli olan hareket mekanizmalarinin yanlarindaki antrenorleri tarafindan da desteklenerek nasil bir “engel” olmaktan ciktigini seyrettik.

Paralimpik seyretmek, bilhassa serebral palsi gibi bir durumda, insanda fotograf cekip cekmeme konusunda acmaza yol aciyor. Canli seyretmeden anlamak da cok kolay degil. Bir taraftan yakin cekimde o azmi, sevki ve mutlulugu gostermek var, diger taraftan da… Neyse, bir tane yakin cekim fotograf, gerisi uzaktan.

Boccia’dan cikip saat 7’deki tekerlekli sandalyede basket macina yola ciktik. Basketbola baska bir yazida daha detayli deginmek istiyorum.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top