Olimpik Türk

BBC Türkçe’den

BBC Turkce comertlik edip 2 gun once bir yazimi yayinladi. Gormemis olanlar icin buraya da koyuyorum.

‘Devenin hiçbir yeri doğru değil’

Bu yıl 200. doğum yıldönümü kutlanan Charles Dickens’ın ünlü eseri ‘İki Şehrin Hikayesi’, “Zamanların en iyisi, zamanların en kötüsüydü…“ diye başlar.

2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nın son günlerinde ekonomik açıdan zamanların en kötüsü olmasa da kötüsünü yaşayan Britanya ve ufak tefek aksaklıklar dışında coşkulu, içten, gülen yüzlerle dolu bir olimpiyat, zamanların belki de en iyisi, tam Dickens’lık bir tezat…

Ama ne yazık ki çok yakından takip etme imkânını bulduğum Londra 2012 oyunları aynı zamanda bir hayal kırıklığı oldular benim için.

Türkiye için son günlere kadar, 2 madalya aldığımız Seul 1988’den beri en kötü oyunlar olmasından korktuğum Londra 2012, bir kere daha, belki hiç olmadığı kadar açık bir şekilde sporda ileri ülkelerle bizim aramızdaki uçurumu gösterdi.

Britanya’nın başarısının sırrı

Atlanta 1996 oyunlarında 15 madalyada kaldıktan sonra uzun soluklu bir proje ile spora eğilen Britanya o zamandan beri her oyunda bir öncekinden daha fazla madalya aldı ve Londra 2012 ile zirveye ulaşmış durumda.

Bu yolda piramitsel bir yapı ile 10-11 yaşından itibaren çocukları toplayıp, giderek en iyilere yoğunlaşıp, 10-15 yıl sonrasına yetiştirip, ciddi ölçüde kamusal ve özel maddi kaynakların aktarıldığı bir sistem yaratılmış.

Bu nedenle bu oyunların düsturu “inspire a generation” (bir kuşağa ilham ver), çünkü bu oyunlarda kürsüye çıkan Britanyalı sporcuları gören bugünün çocukları, 2020 ve sonrasının madalya adayları.

Bu yıl itibariyle Britanya devletinin spor için ayırdığı doğrudan ödenek 100 milyon sterlin, 250 milyon sterlin de milli piyango gelirlerinden aktarılıyor.

Mukayese için verelim, ülkemizin Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2012 bütçesi 86 milyon lira, yani 31 milyon sterlin.

Özel sponsorluğa örnek British Gas verilebilir. Şirket İngiliz milli yüzme takımına 10 milyon sterlin ödüyor, senede!

Ülkemizin en büyük şirketlerinden THY ise sponsorluğunu bedava ya da indirimli biletle sınırlı tutuyor.

‘Türkiye’nin sistematik ve uzun soluklu sporcu yetiştiren bir programı yok’

İşin daha da kötüsü, biz Londra 2012’ye gelip, oyunları yerinde görmemize rağmen, halen sistematik ve uzun soluklu sporcu yetiştiren bir programın yoksunluğunun bilincinde değiliz.

Bireysel çabayla madalya alan atletlerimizi yerlere göklere sığdıramıyor, siyasi malzeme olarak suiistimal ediyor, kendimize pay biçiyoruz.

Bu oyunlarda TRT’nin yüz kızartıcı raddedeki hamaset ve siyasi dalkavukluk dolu yayını tarihe geçecek kesinlikle.

Bu tezat takip edebildiğim İngiliz ve Alman devlet kanalları (BBC ve ZDF) ile mukayese edilince daha da üzücü.

Öte yandan arkalarında onları iten bir sistem olmadığı için başarısız olanları yerden yere vurmaktan çekinmiyoruz.

Spor değer zincirinde atletin son halka olduğunu, ona gelene kadar ‘devenin hiçbir yerinin doğru olmadığını’, burada dahi göremiyoruz.

Ve daha kötüsü, ‘olimpiyat ruhu’ denen olguyu bir türlü içselleştiremiyoruz.

Bilhassa rakiplerimizin zayıflığı nedeniyle alma ihtimalimizin çok yüksek olduğu 2020 oyunlarına adaylığımızı kaç sporcu yetiştireceğimiz, madalya hedeflerimiz, oyunların amatör Türk sporlarına katkısı, fiziksel aktiviteden uzak genç nüfusumuza sporu nasıl sevdireceğimizle değil, “İngiltere’den daha iyisini yaparız“ nidalarıyla, inşa edeceğimiz iki alt geçit, bir boğaz köprüsü ile, olimpiyat köyünün büyüklüğü, Haydarpaşa’dan yanacak meşale ile desteklemeye çalışıyoruz.

Londra 2012 oyunları, işte başarılı ülkelerin buraya gelişlerinin arkasındaki sistemi anlamam ve bizim siyasi erkanın o mentaliteye ne kadar uzak olduğunu fark etmem nedeniyle büyük bir hayal kırıklığı oldu.

Londra 2012’nin gerçek kahramanları: Kadın sporcularımız

Ve kadınlar…

Londra 2012, tarihte katılan bütün ülkelerin kadın sporcu gönderdiği ilk olimpiyat oldu.

Benim açımdan da kadın sporcularımız Londra 2012’nin gerçek kahramanları.

Ülkemizde kadınların bedeni üzerinden siyaset yapıldığı, kadın-erkek eşitliğinin ülkenin en tepesinde bile kabul edilmediği, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler cinsiyet eşitlik endeksinde arka sıralarda yer aldığı bir dönemde, Londra’ya gelen 114 sporcumuzun 66’sı kadındı.

Filenin sultanları, potanın perileri ve an itibariyle kazandığımız 5 madalyanın 3’ünü alan kadın sporcularımız… Nehirde ilkel yöntemlerle altın ararken, eleğimizdeki çakıl taşları arasında parlayan birkaç minik altın parçası…

1 Comment

1 Comment

  1. ayşegül baklacı

    14 Ağustos 2012 at 06:50

    Ve Büyük Britanya Spora böylesine sistemli bir şekilde eğilmesine rağmen Halk hala kendisini başarısız görüyor, çünkü bu sistemli yapıyı bile yeterli bulmuyor, haftalık beden eğitimi ders sayılarını az buluyor, daha bir çok yeteneğin gözden kaçtığını düşünüyor….

Leave a Reply

Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Durma bisiklete bin!

Arşiv

2001 - 2016 @ Tüm hakları saklıdır.

To Top