Olimpik Türk

Rudisha ve Bolt – Varan 2

Bolt… 2. defa, bu sefer 100m ve 200m’de unvanini koruyarak tarihe gecmek uzere karsimizdaydi dun aksam.

Dun biraz fazla kosturmali bir gundu, Servet-Bolt-Servet seklinde birkac litre ter kaybetmisimdir. Servet’in yari final karsilasmasindan sonra aksam atletizm seansina yetisebilmek icin tekrar yollara dustum. Iyi ki de dusmusum, cunku Ingilizler’in isguzarligi nedeniyle “ana durakta cok tikanma oluyor, 1 durak once inin” telkinlerine kanip Stratford yerine WestHam’de inince yarim saatlik bir yaya yolu ile karsilastim. Hakikaten de yolda pek tikaniklik yoktu, fakat yuru babam yuru… 20 dakika sonra olimpiyat parkina yan taraftan giris yaptim.

Bu arada ayni anda dekatlonda erkekler cirit atiyorlardi, ilginc bir ayrinti ciritleri geri goturen uzaktan kumandali Mini’ler, aklimdayken onlari da buraya koyayim.

Bolt oncesi…

Dun aksam seansi bayagi guzeldi. Once kadinlar 800m yari finallerini seyrettik. Ikinci seride kosan Caster Semenya bu sezon en iyi derecesini yapti, Cumartesi gunku finalde de favori.

Bolt kadar bekledigimiz bir yaris da muhakkak 800m erkekler finaliydi. Kenyali 23 yasindaki Rudisha herkesin bekledigi atletti. Hayal kirikligina ugratmadi, 1:40:91 ile dunya rekoru kirarak birinci oldu. Rudisha hakkinda ben fazla konusmayayin, siz BBC Turkce’de yazilmis su yaziyi okuyun.

Yalniz sonuclara bakar misiniz! Rudisha’nin derecesi disinda da butun dereceler ya milli rekor, ya kisisel en iyi derece.

Heyecanin giderek tirmanmaya basladigi anlar 4×100 kadinlar bayrak yarisinin birinci turu oldu. Fransa’nin bayrak degistirirkenki acemiligi diskalifiye olmalarina yol acti. Ben Jamaika’ya odaklanmisken yarisi Amerikan takimi nispeten rahatca kazandi. Finali herhalde bu aksam seyrederiz.

Bolt…

Olimpiyat oyunlarinin tartismasiz krali Bolt. Onun yaninda rekor kiranlar, “en fazla madalya” alanlar vs.vs. hepsi sonuk kaliyor. Ve bu adamin en sevdigi yemek “Chicken McNuggets”, dusunebiliyor musunuz? Bolt’un bu yanini Alman Spiegel dergisinin bundan iki sayi oncesinde Diamond League’in basin sozcusu Janine Geigele cok guzel ifade ediyor: “Bolt icin Roma’ya 60.000 kisi geldi, o olmasa belki 20.000 gelirdi. Bu derece cosku yaratan baska bir atlet tanimiyorum. Aslinda ilginc bir adam da degil. Yarim saatte soylediklerini bes cumlede ozetleyebilirsiniz”. Bu basitlik, Puma’nin reklam kampanyasinda da kendini gosteriyor: “Joy!”, o kadar… Bolt demek, “haz, keyif” demek. Neden keyif, niye haz vs… oralar muamma.

O bir kenara, Bolt parkura ciktigi andan itibaren sahayi terkedene kadar insanlardaki cosku inanilmaz seviyede. Bolt’un kosusu bittikten sonra tribunler kenarinda tur atarken bir yandan da kadinlar cirit atma finalleri icin sporcular tanitilmaya baslandi ekranlarda, ancak kimsenin umursadigini zannetmiyorum. Bolt’u Kingston’da gecebilen tek atlet, vatandasi Yohan Blake dahi onun yaninda bir figurana donusuyor.

Bolt’un 100m kosusunu anlattigim yazida “bu gece bu stadyumda tarih yazildi, biz de on siradan seyrettik” demistim. Ilk 3 sirayi Jamaika’nin paylastigi yarista Bolt tarihte 100m ve 200m’de birinciligini ustuste koruyan ilk atlet olduguna gore simdi devamini getireyim: “Bolt tarih yazmaya devam etti, biz de -ne sansliyiz ki- on siradan seyretmeye devam ettik“.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top