Olimpik Türk

Potanın Perileri’ne Veda

Yanlis bilmiyorsam Rusya’yi kadin baskette hic yenemedik ama hicbir zaman da seytanin bacagini kirmaya bu kadar yakin olmamistik. Ilk yarinin sonunda Nevin Yanit’in finalini seyretmek icin mactan ciktigimda sonuc 28-34’tu. Son 6 dakikada kan ter icinde geri dondum, 56-56! (Tabii aklima benim uzerimde bir ugursuzluk oldugu ihtimali de gelmedi degil.)

Salondaki hava son derece coskuluydu. Turk taraftarin sesi (elbette sayin bayindirlik ve iskan, pardon spor bakanimiz ve etrafindaki agir abiler haric) son derece gur cikiyordu.

Bayagi da sansimiz vardi sonda geri dusmus olmamiza ragmen. Osikova 12 saniye kala, Belyakova da 10 saniye kala birer faul atisi kacirdilar ve farkin 3 sayiyi gecmesini engellediler. Ne yazik ki kalan son saniyelerde topu fazla dolastirdik, Birsel’in attigi ucluk basarili olmadi.

Fiziksel eksikligimiz barizdi. Rus takiminin boy ortalamasi 187cm, bizimki 182cm. Bu haliyle bir dezavantaj. Asagida cektigim en son fotograflarda goreceksiniz, en cok rebound toplayan isim en kisa oyuncularimizdan biri, Isil. Kacan reboundlar benim izleyebildigim kadariyla en onemli sorunlardan biriydi bu oyunlar boyunca.

Bunlar disinda neredeyse berabere biten bir macta teknik istatistik olarak pek bir fark yoktu iki takim arasinda.

Daha once de dedigim gibi tribunden ahkam kesmek kolay. Baskette ceyrek finale kadar yukselmis olmamiz cok, cok buyuk basari. Sahsen beni bu oyunlarda en cok etkileyen performanslardan biri oldugunu ve kadin basket takimimizin bende buyuk sempati uyandirdigini belirteyim (bunda acilis seremonisinde kenardan “kirmizi!” diye bagirmama ilk “beyaz!” diye karsilik verenin Isil Alben olmasinin da payi olabilir.)

Aynen Nevin’e oldugu gibi,

Ne kadar tebrik ve tesekkur etsek az…
Ne kadar gurur duysak az…

Blogdaki bir onceki basketbol yazisi icin

Amerika ile oynadigimiz macin fotograflarini da burada bulabilirsiniz

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top