Olimpik Türk

Big Money ve Spor(cuy)a Ettiği…

“Ileride bu konuya egilecegiz” deyip konulari atlamak istemiyorum. Oyunlar baslarken yazdigim “Olimpiyat duzenlemenin getirileri neler?” yazisini hatirlayacaksiniz. Hatirlamayanlar icin cevabini kisaca verelim: maddi olarak duzenleyene hicbir sey getirmiyor.

Olimpiyatlarda Yayin Haklari” baslikli yazimda ise bu para isine kismen girmis ve IOC’nin 2009-2012 “sezonu” icin $5 milyara yakin gelir elde ettigini, bunun $4 milyara yakininin yayin haklari icin oldugunu yazmistim.

11 Sisters*

Simdi gelelim geri kalan $1 milyara. Olimpiyatlar her zaman boyle para basma makinesi degillerdi. 1980’den once karman corman bir sponsor corbasi vardi, ta ki 1984 Los Angeles Oyunlari‘na kadar. 1984 Los Angeles oyunlari bir “business” olarak ele alinan ve “kara gecmek” amaciyla duzenlenen ilk oyunlar oldular. O nedenle olimpiyat dedigimiz olgunun cehresi de ondan sonra degisti. Sayisiz ufak sponsor yerine bugunku sisteme gecildi, yani 11 buyuk sponsora:

  • Coca Cola (icecek, 1986’dan beri)
  • Visa (elektronik odeme, 1986’dan beri)
  • Panasonic (televizyon, 1987’den beri)
  • McDonald’s (fast/junk food, 1997’den beri)
  • Samsung (cep telefonlari, 1997’den beri)
  • Atos (danismanlik/elektronik ag, 2001’den beri)
  • Omega (saat, 2003’ten beri)
  • GE (elektrik, elektronik, muhendislik, 2005’ten beri)
  • Acer (bilgisayar, 2009’dan beri)
  • Dow (petrokimya, 2010’dan beri)
  • P&G (temizlik malzemeleri, kimya, 2010’dan beri)

    Bu 11 ana sponsor bugun IOC’nin bu sezon elde ettigi $5 milyarin yayin haklari disinda kalan $1 milyarini odeyen firmalar. Bu firmalarin hic biri digerinin etki sahasina nufuz etmiyor. Yani aslinda hem Panasonic, hem Samsung televiyzon uretiyorlar ama hicbir yerde Samsung televizyon gormuyorsunuz, butun televizyonlar, LCD ekranlar vs. Panasonic. Ama olimpik camianin vs. kullandigi butun telefonlar Samsung vs.vs. Samsung’un buradaki gorunurlugu elbette markanin diger kulvarlarina da olumlu etkide bulunuyor, ya da en azindan plan bu.

    Ilginc bir bilgi daha, bu firmalarin hangi birinin o $1 milyarlik pasta icinde ne kadar payi oldugu da devlet sirri.

    Son olarak farkindaysaniz hicbir atletin formasinda reklam vs. yok. Keza hicbir sekilde oyunlarin duzenlendigi tesislerin icinde reklam yok. Yani IOC her seye ragmen oyunlarin vitrinin en onunde yer alan kisminda isin ticari yanini one cikarmamayi basariyor. Buna mukabil su anda aldiginiz her Cola sisesinde, her Cadbury cikolatada vs.vs. olimpiyat halkalarini gorebilirsiniz. Olimpiyat koyunun acik kisminda ellerinde sponsor lolipoplari ile dikilen ve markalari gosteren bir suru genc var.

    Yoresel Sponsorlar

    Yukaridaki dunya capinda olimpiyat markasina her yerde sponsor olan 11 ana marka disinda LOCOG‘a (London Organising Committee of the Olympic Games) para odeyip de Londra oyunlarina, burada sponsorluk yapan 40 kusur firma var. Dolayisiyla IOC disinda LOCOG da sponsorluklar ve ivir zivir incik boncuk satisi ile $1.1 milyon milyar civarinda bir gelire sahip.

    Olimpiyat ismi ve amblemi ile pazarlama yapma hakkina sahip bu firmalar ornegin BP, cikolataci Cadbury, UPS, Adidas, BMW (bu BMW’ler konusuna ayrica gelecegim), British Airways, EDF (enerji), Lloyds, Cisco, ArcelorMittal (olimpiyat koyundeki “ucube”yi yaptiran) vs.vs.

    Spor Ortamina Etkisi

    Butun bu sponsorlarin elbette bu kadar para doktukten sonra 5 halka ile pazarlama yapma konusunda cok savunmaci olmalari normal. Lakin oyunlar oncesi sacma sapan uygulamalara kadar gitti bu durum. Hicbir sekilde hicbir yerde Pepsi markasi gozukmeyecek, “fast food” sektorunde ufak kulubelerde McDonald’s’in kizarmis patateslerinden baskasina kesinlikle yer yok, bira olarak sadece Heineken satilacak (hem de Londra’da?)… LOCOG onayli olmayan olimpik halkali t-shirt giyilmeyecek… Ambush Marketingi onlemek icin elinden geleni yapti LOCOG yani.

    Olay o derece sacma bir raddeye geldi ki, bir kermeste £1’e satilmak uzere bir plastik bebegin ustune kazak orup, uzerine de GB 2012 logosunu isleyen 81 yasindaki Joy Tomkins’in bile copyright yuzunden basi derde girdi (soz konusu haber ve bebegin fotografina buradan ulasabilirsiniz)

    Sporcuya Etkisi

    Bu derece para ve sponsor girdi mi isin icine biraz tadi kaciyor tabii durumun. Fakat bu genel olarak simdinin degil, son 20-30 yilin, profesyonel spordaki gelisimi. Artik sporcularin ekserisi fabrikasyon urunler oluyorlar, arkalarinda “insani” hikayeler olmuyor. (Procter & Gamble bu noktayi Nevin Yanit videosunda cok guzel kapatmis mesela).

    Uzerlerine milyonlarca dolar yatirilan atletlerin hic kusursuz calisan birer makine olmalari, siyasi dogruculugun had safhada oldugu gunumuzde zinhar yas tahtaya basmamalari, bir taraftan 32 beyaz dis gulerken diger taraftan yogurdu ufleyerek yemeleri bekleniyor. Bu sadece olimpik sporlarda degil, butun profesyonel spor dallarinda gecerli. Parayi veren sponsor, karsiligini da almak istiyor. Tiger Woods‘un basina gelenlere bakar misiniz? Adamin yaptigini savunacak degilim ama en nihayetinde zamparalik. Gilette bu yuzden reklam kontratini iptal edecegine tam tersine super bir firsat olarak kullanip, Gillete ile tras olan erkeklerin kadinlar nezdinde ne kadar basarili olduguna dair bir mesajla markayi one tasiyabilirdi ama yapmadi 🙂 Woods’un da basina gelmedik kalmadi.

    Benim sahsen bu gidisat bazi atletlerin, evet, sportif basarilarina hayran hayran gozlerim faltasi gibi acilmis bir sekilde bakmama, ama onlara kisisel bir yakinlik duyamamama yol aciyor. Ornegin bir Michael Phelps‘e Mars’tan falan gelmis gibi bakiyorum, performansini insan ustu buluyorum ama Phelps insan olarak ilgimi cekmiyor, arkadaslik, yarenlik etmek isteyecegim biri degil.

    Ayni sey ornegin belki o derece olmasa da Usain Bolt icin de gercerli. 100m finalini anlattigim yaziya yazdigim gibi, adam tarih yaziyor, fakat “Usain Bolt kankan olsun mu?” deseniz, “evet!” der miyim, bilmiyorum.

    Keza 15-16 yasinda rekorlar kiran yeniyetmeler de oyle. Big Money’nin girdigi bir endustrinin fabrikasyon urunleri onlar. Meilutyte, Shiwen, ya da hadi Amerika’dan ornek verelim gene, Melissa Franklin…?

    Bu insanlarin anlatacak “ne hikayesi” olabilir bana, ders alinacak ne yanlari olabilir? Yaptiklari spor disinda iki kelam edecek olsam, ne konusurlar?

    Olimpik zamana karsi bisiklet yarisindan sonra bir tweet attim:
    “Bradley Wiggins cok cool bir adam, abi gel puba gidiyoruz, sen de takil desek gelecek” diye.

    Insanlarin kendileriyle ozdeslestirebildikleri, kendilerinden bir seyler bulabildikleri, kendi tecrube ettikleri seyleri yasayan sporcular sporu sevdiren, insanlarin yuregini titreten sporcular oluyorlar.

    Bradley Wiggins ilk olimpiyat altinini 24 yasinda kazandi. Basi dondu, bir iki yil o pub senin bu pub benim alkolik bir halde gezindi. Zaten kendisi kucukken ailesini terkeden babasi Gary Wiggins de alkolik bir bisikletci oldugu icin irsi bir yatkinlik da var herhalde… Cocukken Londra’nin izbe bir isci semtinde buyudu, bir barda alkolik olarak bitmediyse kariyeri bunu baba olmasina borclu, bisiklete donduren sey onu o oldu. Saka yapan, gulen, seninle konusan, kocaman favorileri ile sanki bir Monthy Python skecinden firlamis gibi duran bir adam Wiggins.

    Evet, Phelps tum zamanlarin en basarili sporcusu olimpiyatlarda, Usain Bolt her kostugunda tarih yaziyor… Fakat ben Bradley Wiggins’i seviyorum, onlari degil.

    Faydalanilan kaynaklar: London2012, Economist
    *Bugun petrol dunyasinda bildiginiz buyuk sirketlerin cogunun atasi olan “Seven Sisters”‘a gonderme

  • Click to comment

    Leave a Reply

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Durma bisiklete bin!

    Arşiv

    2001 - 2016 @ Tüm hakları saklıdır.

    To Top