Olimpik Türk

Senin madalyan var mı?

Benim var da ondan sordum… Bu madalyalarin ne zaman alindigi (ilk genclik yillarimda), hangi spor dalinda oldugu (yuzme), hangi yarislarda (Turkiye sampiyonalari), hangi madalyalar olduklari (4 bronz, 4 gumus, 1 altin, ama altin 4×100 serbest bayrakta, ben sonuncu atladim) hic onemi yok. Onemli olan, lisansli bir sporcu olarak, bir musabakaya hazirlanma surecini bizzat yasayip, yarisip, kursuye cikmayi tecrube etmis olmam.

Turkiye’de birkac istisna isim haricinde gazeteleri takip etmek insanin midesini bulandiran, ulkenin sportif gelecegi konusunda karamsarliga sevkeden bir sey. Bunun orneklerini asagida verdik, veriyoruz. Gazeteci musveddelerinin kendi komplekslerini ve cehaletlerini en yogun bicimde kustuklari dallarin basinda yuzme geliyor. Genel olarak yillardir “havuzda bogulduk” seviyesinde bir sakillikte devam eden basliklar bugune kadar 4. kuvvet olmanin, yani “sorgulamanin” ne demek oldugundan bihaber bir basinimizin yaraticiliginin had safhasi.

Bilgisayar basindan kalkip da olaylari yerinde takip etmek yerine gunumuz teknolojisinin her tur malumati ayaga getiren imkanlarini kullanan pijama gazetecilerimiz (buraya gelenleri tenzih ederim), bir de spor konusunda zircahil olunca ortaya cikan facialar kacinilmaz oluyor.

Bunlar icinde badmintoncumuz Neslihan Yigit’e 1. macindan sonra tur atlatan mi istersiniz (CNN Turk), yuzucusunun ismini yanlis yazan (Dilara “Gonder”, Hurriyet), olimpiyat oyunlari esnasinda, mansetleri gectim, altlarda bile bastan asagi futbolla dolu spor sayfalari mi (ornegin Haberturk ve Zaman)…

Bu ve bu gibi sayisiz kepazeligin arkasinda hayati boyunca birakin lisansli mucadele etmeyi, sportif faaliyet namina dise dokunur hicbir sey yapmamis olmak ve sporu halisahada gazozuna futbol oynamaktan ibaret sanmak yatiyor. Isin gelecege dair en kotu yani da bu Edirne’nin otesini bilmeyip anlamayisin, bu had bilmez derecede “ben yaparim olur” kafasinin, bu arsiz sokak cocugu tavirlariyla hakaretamiz basliklar atmayi marifet sanisin halihazirda Turkiye’yi yoneten kadrolarin ekserisinde genelgecer dunya gorusu olmasi.

Musabik sporcu nasil yetisir, hangi imkanlarla cocukluktan baslayarak madalyalik seviyeye gelir… butun bu yolda Turkiye gibi bir ulkede anne ve babalarin hayatlarindan kistiklari nelerdir, hangi fedakarliklarla sabahin korunde once yuzme antrenmanina, sonra okula tasirlar cocuklarini… O okullarda vizyonu okulun kapisini gecmeyen ogretmenlerle nasil kavgalar verilir, “devamsizlik” nasil bir dert olur ve ana-babalar cocuklarinin sinif gecmesi ile yarisa hazirlanmasi arasinda bir tercih yapmaya itilirler…

Bu ve bunun gibi ulkemizin spor gerceklerinden bihaber, bizzat musabaka tecrubesinden yoksun olmak bizim matbuatimizin maalesef ana ozelligi. Ve ne yazik ki basinin aynasi oldugu genis kitleler bu ana ozelligi bir de hayasiz bir kivancla, arlanmaz bir simarik siritmayla tasiyorlar.

Eger bilseler bu sporcularin nerelerden yetisip ne sartlar altinda buralara geldiklerini, Turkiye’de bizim sporcularimiz sinifta kalmak mi, spora devam mi arasinda ikilemde kalirken USA Swimming’in son 2 olimpiyat oyunu arasindaki butcesinin 109 milyon dolar oldugunu ve federasyonun seyahat ve antrenman masraflari haric 38 en iyi yuzucusune ayda 3.000 dolar cep harcligi verdigini, biraz olsun utanirlar.

Ve Phelpslerle, Lochtelerle, Pellegrinilerle ayni havuzda kulac atanlari gorunce tuyleri diken diken olur, gozleri dolar, gurur duyarlar.

10 Comments

10 Comments

  1. muchka

    2 Ağustos 2012 at 13:21

    Katiliyorum, cok guzel ve hakli bir yazi olmus tesekkurler…

  2. Cüneyt Kazokoğlu

    2 Ağustos 2012 at 13:24

    tesekkurler!

  3. Türkiye Storm Açık Bowling Turnuvası

    2 Ağustos 2012 at 13:28

    Merhaba,
    Kaleminize sağlık, ülkemizde Milli Takım denince futbol takımının anlaşıldığı ve futbolcularımızın başı ağrısa gazetelere manşet oldukları canım ülkemde amatör sporların ve sporcuların basında yerinin olmadığı gayet açıktır, ülkem insanlarının sizin anlattıklarınızı anlayabilmesi için haberdar olmaları gereklidir. Ancak kim haberdar edecek ve kim amatör sporcuların dertlerini dinleyecektir. Sponsor desteği olmadan yaşama savaşı veren amatörler imiz haber olamazlarsa nasıl sponsor bulacaklar nasıl madalya sahibi olacaklardır.

  4. TuYkUcUm

    2 Ağustos 2012 at 14:26

    aklınıza, kaleminize sağlık; doğru söze ne denir..

  5. Koray

    2 Ağustos 2012 at 15:14

    emeğine sağlık

  6. Umut SALAR

    2 Ağustos 2012 at 16:50

    Olimpiyata giden sporcunun kesin madalya alması lazım, çünkü dünyadaki her şeyin en iyi ilk üçünden biri halihazırda zaten Türkiyededir. İlk üç futbolcudan biri, basketçiden biri, ressamdan, sanatçıdan mühendisten, doktordan…. Madalya alamadıysa sporcu kesin yeteri kadar çalışmamıştır. Çünkü ülkemizde yorum yapan herkes çok çalışır, işinin ehlidir, hayatı da muazzam başarılarla doludur…

    • ammunational

      16 Ağustos 2012 at 06:52

      türkiyede yorum yapan insan sabah kalkar bi kahve içer gazetesini okur kahvaltı yapar sonra eline kalem alır oturur….. düşünür saatlerce düşünür ve yazar sonra gazetesine dergisine vs gider sosyal hayat alkol vs derken gece olur yatar ertesi gün yine aynı, türkiyede bir sporcu sabah kalkar 5 te kahvaltı yapar 7 de antrenmana çıkar 12 de evine döner 4 e kadar uyur ve tekrar antrenman yapar bunu yıllarca tekrar eder her defasında daha çok çalışarak ama olmaz sonra tekrar çalışır tekrar çalışır,, bir sporcunun bir yılda yaktığı enerjiyi çalıştığı zamanı ve içindeki hırsı bir yorumcu belki hayatı boyunca elde edemez

  7. CanaWar

    7 Ağustos 2012 at 15:07

    Sayin Cuneyt kardesim, yazinizi okuyup bazi noktalara hak vermemek elde degil. Ancak size katilmadigim nokta yapilan elestirileri sporcularimiz gibi kisisel olarak algilamaniz. Medyada ve adi sosyal olmasina ragmen insanlari asosyallestiren internet aglarindaki bir cok elestride bence gocunmasi gereken en son kisiler sporcularmizdir. Burda asil hedef 80 milyonluk ulkemizin spor politikalaridir. Tek bir futbolcuya ulkemizde onlarca milyon dolar odenebiliyorsa ABD yuzme takiminin 4 yillik 109 milyon butcesi de gayet mutevazi bir rakamdir diye dusunuyorum. Asil problem kaynak olmamasi degil kaynagin dogru olarak yonlendirilmesidir. Elbette sporcularimizla gurur duymak, musabakaya ciktiklarinda gozlerimizin dolmasini bizler de isteriz. Ancak sporcularimizinda olimpiyatin ruhunda olan kendini asma konusunda bir hayli sinifta kalmis olduklari tartisma goturmez bir gercektir. Mevcut sistem icinde kimse onlardan Phelps, Lochte olmalarini beklemiyor, fakat bize en azindan bunun icin cabaladiklarini oraya turistik gezi olarak gitmedikleri hissiyatini vermeleri gerektigini dusunuyorum. Kafa olarak kesinlikle hazir olmadiklari gercegi hemen her bransta yuzumuze tokat gibi patlamis durumda. (400mt gibi reaksyon zamaninin hic bir onemi olmayan yarista hatali cikis, 1 ay once Cin'de Cin voleybol takimini rahatlikla yenen sultanlarin olimpiyatta grubun en kritik macinda Cin'e yenilmesi, halterde hemen hemen butun sporcularimizin kendi en iyi derecelerini dahi tekrarlayamamalari) Ornekleri daha da artirabiliriz.
    Bu sartlar altinda evet sporcularimizda boyle olmasini istemiyordur ama dunyanin neresinde olursa olsun basarisizlik elestiriyi beraberinde getirir. Herkesin kendi uzerine duseni almasi gerektigini soylemek cok yanlis olmaz.
    Benim gelecek icin de maalesef fazla umudum yok..

  8. ammunational

    16 Ağustos 2012 at 06:45

    sevgili "canavar" arkadaşım bu dünyada futbol voleybol basketbol tarzında yapılan takım oyunları haricinde bireysel sporlarda var ve evet dünyanın en zor sporları en uzun antrenman gerektiren sporları bunlardır ve bunların yanında diğer takım oyunları parkta oyun oynamak gibi kalır. gerek yüzme gerek bisiklet gerek koşu veya maraton olsun bu sporcuların aylık minimum ilaç giderleri 2000-3000 usd arasıdır ki bu sadece vucüdün ihtiyacı olan besinlerin maliyetidir yanına birde antrenman aletleri harcırahlar vs eklenince bu türkiyede ortalama bir insanın kazandığı paranın neredeyse 2 katı oluyor ,
    buda demektirki türkiyede aylık geliri 5000 tl nin altında olan insan spor yapamaz. Onun için futbol basketbol voleybol gibi sporcuları izleyipte diğer sporcularda böyle ruhsuz diye yuhalamak olmaz türkiyede beden eğitimi dersinin bile baskotbol futboldan ibaret olduğunu varsayarsak hiç tartışşmaya lüzum yok gerçekten başarılı olmak isteyen bir türk ya avrupaya gidecek yada sporu bırakacak

  9. Pingback: Buse Günaydın, Derya Büyükuncu – Yüzme – Dağ Bisikleti Türkiye

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Durma bisiklete bin!

Arşiv

2001 - 2016 @ Tüm hakları saklıdır.

To Top